Pazartesi, Şubat 04, 2008

Geyikli Atıksu Arıtma Tesisi Yapımı İhale İlanı

Atıksu Arıtma Tesisi Yaptırılacaktır.
İdarenin Adı : Geyikli Belediyesi
İşin Adı : Geyikli Atıksu Arıtma Tesisi Yapımı
İhale Kayıt No : 2008/9032
Türü - Usulü : Yapım işi - Açık ihale usulü

1. İdarenin
a ) Adresi : Cumhuriyet Mahallesi Okul Caddesi No:2 GEYİKLİ / EZİNE / ÇANAKKALE
b ) Telefon - Faks Numarası : 286 6385533 - 286 6385832
c)Elektronik Posta Adresi (varsa) : geyiklibel@ttnet.net.tr
2. İhale konusu yapım işinin
a ) Niteliği, Türü ve Miktarı :
Yapım İşi : 5000m3 / Gün Kapasiteli Betonarme Tip Atıksu Arıtma Tesisi Yapımı ve 2394 Metre Basınçlı Hat Kanalizasyon Bağlantısı
b ) Yapılacağı Yer : Geyikli Beldesi Bademli Kuyu Mevkii 126-127 Nolu Parseller Üzerine
c ) İşe Başlama Tarihi : Sözleşmenin yapıldığının tebliğ tarihinden itibaren10 gün içinde yer teslimi yapılarak işe başlanacaktır
d ) İşin Süresi : Yer tesliminden itibaren 270 takvim günüdür.
3. İhalenin
a ) Yapılacağı Yer :
Geyikli Belediyesi Fen İşleri
b ) Tarihi - Saati : 03.03.2008 - 14:30
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Tebligat için adres beyanı; ayrıca irtibat için telefon numarası ve faks numarası ile elektronik posta adresi.
4.1.2. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası Belgesi.
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, ilk ilan veya ihale tarihinin içerisinde bulunduğu yılda alınmış, ilgisine göre Ticaret ve/veya Sanayi Odasına veya ilgili Meslek Odasına kayıtlı olduğunu gösterir belge,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, mevzuatı gereği tüzel kişiliğin siciline kayıtlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içerisinde bulunduğu yılda alınmış , tüzel kişiliğin sicile kayıtlı olduğuna dair belge,
4.1.2.3. İhale konusu işin yapılmasına ilişkin olarak ilgili mevzuatı gereği alınması zorunlu olan belge;
4.1.3. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri.
4.1.3.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi.
4.1.3.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile tüzel kişiliğin yönetimindeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi veya bu hususları tevsik eden belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri.
4.1.4. 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (a), (b), (c), (d), (e), (g) ve (i) bentlerinde sayılan durumlarda olunmadığına ilişkin yazılı taahhütname,

4.1.5. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.6. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.7. İstekliler, ihale konusu yapım işinde, alt yüklenicilere yaptırmayı düşündükleri işlere ait listeyi teklifleri ekinde vereceklerdir.
4.1.8. İhale dokümanının satın alındığına dair belge.
4.1.9. Ortağı olduğu veya hissedarı bulunduğu tüzel kişilere ilişkin beyanname.
4.1.10. Tüzel kişi istekli tarafından sunulan iş deneyim belgesinin, aynı tüzel kişinin yarısından fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde sunulacak iş deneyim belgesinin başka bir tüzel kişiye kullandırılmayacağına ilişkin taahhütname.

4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler

4.2.1. Bankalardan temin edilecek belgeler:
Teklif edilen bedelin % 10’undan az olmamak üzere, istekli tarafından belirlenecek tutarda bankalar nezdindeki kullanılmamış nakit kredisini veya kullanılmamış teminat mektubu kredisini ya da serbest mevduatını gösterir yerli veya yabancı bankalardan alınacak belgeler,



4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler
4.3.1. İş deneyim belgeleri::
İsteklinin, son on beş yıl içinde yurt içinde ve yurt dışında kamu veya özel sektörde sözleşme bedelinin en az % 70’i oranında gerçekleştirdiği veya % 50’si oranında denetlediği veyahut yönettiği idarece kusursuz kabul edilen ihale konusu iş veya benzer işlerle ilgili deneyimini gösteren ve teklif edilen bedelin %70 oranından az olmamak üzere tek sözleşmeye ilişkin iş deneyim belgesi,

4.3.2. İsteklinin organizasyon yapısı ve personel durumu ile kaliteye ilişkin belgeler
a)
Asgari yeterlik kriteri olarak aşağıda belirtilen sayıda ve nitelikte Anahtar personel öngörülmektedir.
1- 1 Adet Proje Müdürü : İnşaat veya Çevre Mühendisi :5 yıl Deneyimli
2- 1 Adet Saha Mühendisi : İnşaat veya Çevre Mühendisi :3 yıl Deneyimli
3- 1 Adet Saha Mühendisi : Makina Mühendisi : 5 Yıl Deneyimli
4- 1 Adet Saha Mühendisi : Elektrik Mühendisi : 5 yıl Deneyimli
İlgili kişinin İhale İlan tarihinden önce işe alınmış ve ihale tarihi itibariyle isteklinin bünyesinde bulunuyor olması zorunludur.Özel Sektörde geçen deneyim süresi ilgili meslek odası kayıt süresini gösteren belgeyle ,kamuda geçen deneyim süresi hizmet çizelgesi ve / veya meslek odası üye kayıt belgesiyle, isteklinin bünyesinde bulunuyor olduğu husus ise ; ilgili adına prim ödendiği veya ilgilinin alındığını gösteren Sosyal Güvenlik Kurumu onaylı belgeler ile tevsik edilir.Anahtar Teknik Personelin en az 5 yıl deneyimli olması yeterlidir.
b) Aday ,İhale konusu işte aşağıda belirtilen nitelik ve sayıda Teknik Personeli işin başında bulunduracağına dair , Teknik Personel Taahhütnamesini teklifler dahilinde sunulacaktır.
1- 1 Adet Saha Mühendisi : Harita Mühendisi : 5 Yıl Deneyimli.
2- 1 Adet Saha Elemanı : İnşaat Teknikeri : 3 Yıl Deneyimli

4.3.3. Makine ve diğer ekipmana ilişkin belgeler::
1- 1 Adet Yükleyici- Kazıcı ( Ekskavatör )
2- 1 Adet Vinç
3- 1 Adet Kamyon
Yukarıda belirtilen makina ,teçhizat ve diğer ekipmanlar kendi malı ise ,Fatura demirbaş veya amortisman defterinde kayıtlı olduğuna dair noter tespit tutanağı veya mali müşavir raporu ya da serbest muhasebeci raporu ile tevsik edilecektir. Taahhüt edilerek temin edilecek makina,teçhizat ve diğer ekipmanları için ise noter onaylı taahhütname verilecektir.

4.4. Bu ihalede benzer iş olarak , Bu İhalede Benzer iş olarak ,Yapım İşlerinde iş deneyiminde Değerlendirilecek Benzer işlere Dair Tebliğde yer alan A / IV Grubu Benzer iş olarak kabul edilecektir. ve ihale konusu iş veya benzer işe denk sayılacak mühendislik veya mimarlık bölümleri; İnşaat Mühendisi veya Çevre Mühendisi dir
5. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.

6. İhale dokümanı Geyikli Belediyesi Fen İşleri adresinde görülebilir ve 1,000 YTL / Milyon TL karşılığı aynı adresten temin edilebilir. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları zorunludur.
7. Teklifler ihale saatine kadar Geyikli Belediyesi Fen İşleri adresine verilebileceği gibi, iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
8. İstekliler tekliflerini, anahtar teslimi götürü bedel üzerinden verecektir. İhale sonucu, üzerine ihale yapılan istekliyle anahtar teslimi götürü bedel sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
9. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3 'ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.
10. Verilen tekliflerin geçerlik süresi, ihale tarihinden itibaren en az 60 takvim günü olmalıdır.
11. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif veremezler.
Diğer Hususlar:
1. İstekliler ,Anahtar götürü bedel Teklif Mektubu ile birlikte İş Grupları Birim Fiyat Cetvelini doldurarak vermek zorundadır.
2.. Analizler ve Teklif Bedelini Gösteren hesap cetvelini vermek zorundadır.

Çarşamba, Kasım 07, 2007

Türkiye'de Kuraklık Tehlikesi ve Çevre Uygulamaları

Yıllar boyunca ülkemizin su zengini bir ülke olduğu öğretildi bizlere okullarda. Sonradan okuyup Çevre Mühendisliği Lisans Programını kazanınca Üniversitemizin bir baktık ki aslında Türkiye içilebilir su kaynakları açısından potansiyel alarm bölgeleri arasında. (US Filter Corporation'ın haritasını bi daha ki yazımda bloga koyucam)

Sonra bunu sadece Çevre Mühendisleri ve konunun uzmanları değil tüm Türkiye öğrendi, okuma yazma bilmeyen yaşlılarımıza kadar. Çünkü Ankara ve İstanbul başta olmak üzere su sıkıntısı baş gösterdi. Gazeteler bas bas bağardı suyu idareli kullanalım diye.

Hatta bu yazıyı yazdığım saatlerde Ankara'nın bir çok yerinde su yok, çünkü barajlarda doluluk oranı Ankara çapında yüzde 1-2 ler ile gösteriliyor.

Tam bu noktada Çevre Mühendisliği alanına su sıkıntısı giriyor. Mesela İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının parmak bastığı bir nokta "Ülkemizde ağaçta aynı su ile sulanıyor, ineklerde besi çifliklerinde aynı sudan içiyor, beton harcıda aynı su ile yapılıyor."

Acilen bir su politikası oluşturmamız lazım bu politika gelecek yıllarda ki baraj yapımlarından, sanayi tesislerinde kullanılan suyun geri dönüşümünü ve hatta evsel atıksuların orman alanlarında ki ağaçların sulaması dahil geniş kapsama sahip olmalı.

Cuma, Temmuz 20, 2007

TOSYÖV Çevre Projesi

2008 yılı ile birlikte Türkiye'de, AB ve onunla uyumlu Türk çevre mevzuaatı gereği Çevre Koruma Yatırımları büyük hız kazanacak. Türkiye buna hazırlanıyor.

İstanbul Dudullu Organize Sanayi Bölgesinde Çevre Koruma Refleksini Güçlendirme, Örgütlenme ve bölge Katı Atık Yönetim Sistemi Oluşturmaya Hazırlık Çalışma Projesi sürüyor.

TOSYÖV İstanbul Destekleme Derneği'nin İdtanbul dudullu Organize Sanayi Bölgesi'nde yürüttüğü, AB destekli projede eğitim çalışmaları önemli bir yer tutuyor. Yoğunluk yönünden Türkiye'nin en büyük organize sanayi yerleşkesi olan bölgede, bir yandan çevre bilinci ve koruma reflesini güçlendiren bilgiler ve detaylar, fabrikalardan gelen işletme çevre sorumlusu katılımcılara aktarılırken bir yandan da işletmelerin bir bütün olarak bölgenin çevre envanteri konusunda veriler toplanıyor.

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, koordinasyonu Devlet Planlama Teşkiletı Müşteşarlığı tarafından yapılan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Teşkilatı tarafından izlenen ve OSB'nin iştirakçi olduğu proje uygulamasında önemli saptamalar yapılıyor, şöyle ki;

Katı atık toplayan lisanslı firmalar, sürekli denetim altında tutuluyor.

İzmit izaydaş, tehlikeli atıkları toplama tekel olmasına rağmen kapasite sorunu yaşıyor ve bu da tehlikeli atıkların uzaklaştırılmasında aksamalara yol açıyor. Ayrıca tehlikeli atıkları için yetkili toplayıcı firmalar belli bir kapasite dolmamışsa gelmiyolar ve bu da sanayi tesisleri için uzun süreli depolanma sorunlarına yol açıyor.

Belediyeler konu ile ilgili yeterince örgütlenmiş ve donatılmış durumdan uzak oldukları gibi uygulamada yetki karışıklığı oluşuyor.

Sorunlardan biride arıtma tesislerinde biriken çamuru belediyer çöp kabul edip almıyorlar.

En büyük sorunda bölge içinde bir fabrikanın atıgını başka bir fabrika kullanabilecekken bu atık çöp olarak düşünülüyor.

Salı, Haziran 05, 2007

Endüstriyel Reverse Osmosis Sistemleri

Reverse Osmosis sistemleri, günümüzde en yeni ve hızlı gelişen su arıtım teknolojisidir. Geçmiş yıllarda çok yeni ve pahalı olmasından dolayı sadece susuz bölgelerde deniz suyundan içme suyu elde etmede, ilaç ve kozmetik sektörü gibi yüksek kalitede suya ihtiyaç duyan işletmelerde kullanılmakta iken bugün işletim sistemlerinin basitleştirilmesi ve yeni teknolojilerle fiyatlarının uygun seviyelere gelmesi ile kullanımı yaygınlaşmıştır.

Endüstriyel ters osmos sistemleri,
� Şebeke ve acı kuyu sularının içme suyuna dönüştürülmesinde,
� Çok düşük iletkenliğe sahip sular ile üretim yapan proseslerde,
� Atıksu geri dönüşüm proseslerinde,
� Metal içeriği yüksek olan suların arıtımında,
� Deniz suyundan tatlı su elde edilmesinde tercih edilirler.

RO arıtım sisteminin temelinde yarı geçirgen membranlar vardır. Bu membranlar üzerindeki yarı geçirgen gözenek yapısı, saf suyun molekül çapından daha büyük, sudaki çözünmüş maddelerin molekül çaplarından daha küçük yapıya sahiptir. Membrana yüksek basınçlı su verildiğnde sadece saf su molekülleri ve sudaki eriyiklerin ancak %1-3�ü membran gözeneklerinden içeri nüfuz edebilir. Böylece sudaki eriyikler çaplarına bağlı olarak minimum %98 oranında tutulurken askıda katı partiküller, bakteri ve virüs gibi mikroorganizmalar süzülmüş olur. Gözeneklerden geçemeyen daha yoğun moleküllü su drenaja verilirken aynı zamanda membranın tıkanması önlenmiş olur. Yapılan işlem tamamen fiziksel olduğu için çevre dostudur.

R.O. sistemini kullanarak kaynak suyu kalitesinden daha iyi kalitede su elde edebilirsiniz.

� IDEAL Endüstriyel RO sistemleri PLC kontrollü ve tam otomatiktir, kullanımı pratiktir.
� Sistemin uzun süre hizmet verebilmesi, bakım ve koruma masraflarını en aza indirebilmek için konstrüksiyon paslanmazdan imal edilmiştir.
� Membran kılıfı isteğe bağlı olarak paslanmaz veya FRP seçilebilir.
� Yüksek basınç pompası dik milli santrifuj ve SS316 çeliktir.
� Flowmetre ve TDSmetre gibi sistem performansını anında gösteren aksesuarlardan kaçınılmamıştır.
� RO arıtım sisteminin her koşulda mükemmel çalışması ve giriş suyu kesilmelerine karşı pompayı korumak için giriş basınç sensörü, rezerv tankı dolduğunda sistemi kapatacak seviye kontrol sistemi vardır.
� Membranın uzun ömürlü çalışabilmesini sağlamak için autoflush (sistemde oluşabilecek tıkanmaları geciktirici otomatik yıkama vanası) ile sistem geri kazanımı ve pompa debi stabilizasyonunu sağlamak için recycling ayar vanası kullanılmıştır.
� RO sisteminin yüksek verimle çalışmasını sağlayacak koruyucu arıtım ve kimyasal dozlama sistemlerinin istenen su kalitesi ve debiye bağlı olarak hesabı uzman mühendis kadromuz tarafından yapılacaktır.

Yüksek iletkenlikli ham su beslemesi yapılan kazanlarda kondens blöfünün azaltılarak enerji tasarrufu sağlamak için kurulacak REVERSE OSMOSIS sistemi kendini 6 ile 15 ay gibi (ham suyun iletkenliğe bağlı olarak) bir sürede amorti edecektir.

Otomatik Yumuşatma Sistemleri

Yumuşatma: Sudaki kalsiyum ve magnezyum iyonlarının sebep olduğu sertliğin katyonik reçine kulanılarak sudan alınması işlemidir.

Sert sular; özellikle buhar kazanlarında, sıcak su tesisatlarında kireçtaşı bağlayarak kesitlerinin daralmasına ve çok büyük ısı transfer kayıpları ile enerji sarfiyatına yol açar.

ASC ve AS Serisi yumuşatma sistemleri tesisat ve ısıtıcılı cihazlarınızın kireçlenmelere karşı korunması, suyunuzun iyi bir lezzet ve yumuşaklığa ulaştırılması amacıyla kullanılır.

ASC Serisi kabinli modeller evsel kullanımlar için kompakt yapıda ve estetiktir.

AS Serisi sistemlerde reçine tankı ile tuz tankı ayrıdır. Yumuşatma sistemlerinde kullanılan tüm kontrol valfleri servis, rejenerasyon ve ters yıkama işlemlerini otomatik yapar. Sistemi oluşturan quartz, divinil benzen bazlı reçine ve lineer elyaf takviyeli epoxy kaplı polietilen tank dünya gıda normlarına uygundur. Taşmaya karşı şamandıra korumalı polietilen tuz tankı sisteme dahildir. Rejenerant madde olarak tuz kullanılır. Tuzlu su çözeltisi için gerekli su her rejenerasyondan sonra kontrol valfı tarafından tuz tankına doldurulur.

Yumuşatma sistemi seçiminde proje mühendislerimiz suyunuzun debi, sertlik derecesi ve diğer parametrelerine bağlı olarak gerekli reçine miktarını hesaplar. Hassas şekilde hesaplanan bu sistemler ile ters yıkamadaki tuz, su ve zaman kaybınızın minimuma inmesi sağlanır.

Otomatik kontrol sistemleri ile donatılmış bu cihazlar, ters yıkama ve rejenerasyon işlemlerini standart modellerde;

� Zaman kontrollü, isteğe bağlı olarak
� Hacim kontrollü veya
� Sertlik kontrollü olarak,
insan müdahalesine gerek duymaksızın yapar.

Rejenerasyon esnasında bypass hattı üzerinden arıtılmamış sert su verebilen veya suyu kesebilen opsiyonel sistem alternatifleri mevcuttur.

Aktif Karbonlu Filtrasyon Sistemleri

Aktif karbon; çoğunlukla hindistan cevizi kabuğundan 800ºC buhar altında dumansız yakılarak aktiflik kazandırılmış organik bazlı kömürlerdir.

Suda organik maddelerin sebep olduğu koku, tat ve renk problemlerini giderir. Klor ve klor bileşikleri, deterjan, petrol, sanayi atıklarını, solventleri ve asbest gibi maddeleri adsorbe eder.

Ideal AC Serisinde kullanılan tüm kontrol valfleri servis ve ters yıkama işlemlerini otomatik zaman kontrollü yapar. Sistemi oluşturan Quartz, aktif karbon mineralleri ve lineer elyaf takviyeli epoxy kaplı polietilen tank dünya gıda normlarına uygundur.

Aktif karbon filtre seçiminde proje departmanımız suyunuzun debisine, organik madde, aktif klor miktarına göre optimum yüzey geçiş hızını saptar. Aktif karbon adsorpsiyon katsayılarını gözönüne alarak yüzeyin tutabileceği madde miktarını, ters yıkama ve durulama sürelerini belirleyerek en verimli sistemi seçer.

Ters yıkama işlemi aktif karbon mineralinin rejenerasyonu için değil, basınç altında sıkışıp bloklaşan mineral gruplarını dağıtmak amaçlı yapılır.

Cuma, Mayıs 18, 2007

Kurum Filtresi ve Siklonlar - Örnek Çizim


ODUN, KÖMÜR GİBİ KATI YAKITLARIN ISINMA VE PİŞİRME MAKSATLARIYLA KULLANILDIĞI YERLERDE ATIK BACA GAZI İÇERİSİNDE BULUNAN KURUM ÇEVRE HAVAYA ATILMAKTADIR. BU SİSTEMLERDE KULLANILACAK YAŞ KURUM FİLTRESİ BACA GAZI YIKAMASI YAPARAK DUMANI TEMİZLEYECEKTİR.

BACA GAZI YIKAMA SİSTEMİ - YAŞ TİP KURUM TUTUCU
- Paslanmaz çelik Su tankı, kirli su ve tortu haznesi, arıtılmış su haznesi
- Paslanmaz çelik Su devir daim pompası
- Paslanmaz çelik Yıkama ve toplama kazanı
- Su püskürtme sistemi, nozullar ve damla tutucu ( mist eliminator )

Basit Siklon Çizimi

Cuma, Ocak 19, 2007

Küresel Isınma ve Kış Neden Gelmiyor

New Scientist ve Nature gibi dünyanın en saygın bilim dergileri, son 5 yıldır yayınlanan tüm baskılarında "Küresel ısınma felaketi geliyor! Eğer küresel ısınmayı önleyemezsek dünyanın sonu gelecek!" uyarılarını yapıyordu. Ancak küresel ısınma, çevreci gruplar haricinde birçok insan tarafından görmezden geliniyordu. Ancak dünya bu yıl felaketin kapıda olduğunu anladı. 2006 yılı dünya genelinde, meteoroloji kayıtlarının tutulduğu 17’inci yüzyıldan bu yana en sıcak 6’ncı yıl oldu. ABD, Avrupa ülkeleri ve Türkiye’de sıcaklıklar mevsim normallerinin ortalama 3-5 derece üzerinde seyretti; daha da kötüsü 2007 en sıcak yıl olacak. İşte dünyayı şaşkına çeviren ve "Kış nereye gitti?”" sorusunu gündeme getiren gelişmeler:

HELİKOPTERLE KAR SERVİSİ
* Alpler’deki kayak merkezleri kar yağmayınca yapay karla idare etmek zorunda kaldı. Almanya, Fransa, Avusturya ve İsviçre’de her yıl 240 milyon turistin kayak yaptığı tesislerde doluluk oranı yüzde 20... Kış Olimpiyatları ve Snowshoe Kayak Festivali’nde pistlere helikopterlerle kar taşınıyor.

MOSKOVA’DA PAPATYALAR
* Rusya’nın başkenti Moskova’da papatyalar ve menekşeler açtı. 40 yıl aradan sonra ilk kez yılbaşında Kremlin Meydanı’na kar yağmadı. Hava sıcaklığı 9 dereceyi buldu. Mevsim normallerine göre, Moskova’da Ocak sıcaklığı -5 derece....

AĞAÇLAR ÇİÇEK AÇIYOR
* Romanya ve Bulgaristan’da sıcaklıklar 15 dereceyi aştı. Fransa’nın Nice kentinde, İtalya’nın güneyinde, İspanya’da ve Yunanistan’da insanlar yeniden denize girmeye başladı. New York’ta sıcaklık 15 derece. Central Park’ta ağaçlar çiçek açtı.

KUZEY DENİZİ RIVIERA OLACAK
* AB Komisyonu’nun raporuna göre, Avrupa’nın kuzeyinde ılıman bir iklim olacak. Bu sayede tarım üretimi yüzde 70 artacak. Kuzey Denizi sahilleri yeni Riviera olacak. İsveç ve İngiltere gibi ülkeler, küresel ısınma nedeniyle avantajlı konuma geçecek.

BARAJLARDA SU % 25 AZALDI
* Geçen Ocak’ta İstanbul’daki 17 su kaynağının yüzde 81.3’ü doluydu. Bu yıl 11 Ocak rakamlarına göre ise doluluk oranı yüzde 56’ya düştü. Baraj ve diğer su kaynakların yüzde 44’ü yağmur beklerken, geçen yıla oranla yüzde 25’lik bir daralma yaşanıyor. Aralık 2005’te doluluk oranı yüzde 63.4 iken, Aralık 2006’da yüzde 58’e düştü. Geçen yıl şubat ve mart ayında gelen yağışlarla birlikte barajlardaki doluluk oranı yüzde 98’e çıkmıştı.

Günde 10 tişört satıyoruz sanki yaz ayında gibi
Küresel ısınma sektörleri de zora soktu. Mantolar, kazaklar soğuk bir kış için hazırlanan tekstilcilerin elinde kaldı, zincir satanlar iş yapamadı... İşte küresel ısınma yüzünden değişen dengeler....

İlyas Kuriş (Damat/Tween/ADV Akmerkez Mağaza Müdürü): Kışlıklarda geçen yıla göre düşüş var. Gerçek anlamda kış yaşanmadığı için kimse kaban, mont, palto gibi kalın ürünler almıyor. Buna karşılık baharlık dediğimiz trikolar gidiyor. Mesela günde 10 tişört satıyoruz. Sanki yaz mevsimindeyiz.

Kazak mont satışı % 40 düştü
Süleyman Orakçıoğlu (İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı ): Kışlıkların satışında yüzde 40’lık düşüş var. Küresel ısınma koleksiyonları değiştirdi. 1.5 kg olan ceket ağırlığını 280 grama düşüren bir teknoloji kullanmaya başladık. Mecburen gömlek hafifliğinde ceket üretiyoruz.

Şubat sonunda yaz sezonu
Nafiz Yılmaz-Elle Ayakkabı Akmerkez Mağaza Müdür Yardımcısı: Satışlar havalarla doğru orantılı. Havalar tüketiciyi çok etkiliyor. Artık botlar pek revaçta değil. Havalar karlı, yağmurlu olsa, kış mevsimi gerçek anlamda yaşansa satışlar daha da artacak. Şubat sonu gibi kışlık sezondan çıkıp yazlık sezona geçeceğiz.

Doğalgaz tüketimi azaldı
İGDAŞ’ın abone sayısı arttı ancak doğalgaz tüketimi azaldı. 2005 sonu itibarıyla abone sayısı 3 milyon 5 bin 927’ydi. 2006 sonunda 3 milyon 317 bin 446’ya yükseldi. Buna karşılık gaz tüketimi azaldı. Aralık 2005’te abone başına tüketim 193.4 metreküpken, Aralık 2006’da 183.685 metreküpe geriledi.

Alıntıdır...

Pazar, Ocak 07, 2007

Çevre Kirliliği ve Temiz Üretim

Ülkemizde son derece ihlal edilen bir konu olan Temiz Üretim ile ilgili Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bölüm Başkanı Göksel Demirer Hocamızın biz mühendisler için faydalı yüzlerce bilgi bulunan temiz enerji sayfasını tanıtmak istedim bu yazımda....


Özellikle 20. Yüzyıl’ın ikinci yarısında baş döndürücü bir hıza ulaşan teknolojik ve endüstriyel gelişmelerin beraberinde getirdiği çevresel değerlerin tahribi, çevre kirliliği ve yenilenemeyen kaynakların hızla azalması günümüzde hızlanarak sürmektedir.

Endüstrileşme ve yaşam biçimlerindeki değişmeye paralel olarak ortaya çıkan atıklar, zaman içinde logaritmik bir artış göstermiş ve bu atıklardan kaynaklı yaşanılan yerel çevre sorunları küresel bir boyut kazanmıştır. Ozon tabakasındaki delinme, küresel ısınma, asit yağmurları, çeşitli doğal alıcı ortamlara -özümseme kapasitelerinin çok üzerindeki miktarlarda- yapılan toksik ve tehlikeli atık deşarjları bu kapsamda sayılabilir.

Alıcı ortamların kirlilik özümseme kapasitelerinin aşılmaya başlanması, doğal ortamdaki dengelerin geri dönüşü zor/imkansız bir şekilde değişiyor olması, çevre kirliliği kaynaklı büyük ölçekli sağlık sorunlarının gündeme gelmesi ve doğal kaynakların hızla tüketilmesi, vb. süreçler sonucu çevre sorunlarının bir kriz boyutuna ulaşması özellikle zengin Kuzey ülkelerinden başlayarak bu soruna farklı bakış açılarını da beraberinde getirdi. Geleneksel olarak oluşan büyük miktarlarda atığın alıcı ortamlara verilmeden önce çeşitli arıtma yöntemleri ile uzaklaştırılması (ki bu zararlı maddelerin ortadan kalkmasını değil sadece bir fazdan başka bir faza dönüştürülmesini sağlayan bir yaklaşımdır) arıtılması, oluşan atık miktarının ve arıtım maliyetinin sürekli artması ile alıcı ortam deşarj standartlarının, kamuoyunda yükselen çevre bilincine paralel olarak, sürekli düşürülmesi endüstriyi bu sorun için daha ucuz çözüm yollarını aramaya yöneltti. İşleyişleri gereği asıl amacı çevresel duyarlılık değil, üretim süreci sonucu oluşacak artı değerin maksimize edilmesi olan şirketler ürettikleri atıkların arıtım ve nihai depolama masraflarını en aza indirebilmek amacıyla, daha az atık üreterek işleyişlerini sürdürebilmenin yollarını aramaya başladılar. Buna ek olarak, son 20-30 yılda artan çevre duyarlılığı özellikle Kuzey ülkelerinde yaşayan tüketicilerin artan bir şekilde üretim, kullanım ve kullanım sonrası süreçlerinde çevreye daha az zarar veren ürünleri tercih etmelerine sebep oldu. Çevreye daha az zarar veren ürünlerin talep görmeye başlaması pek çok endüstriyel sektör için yeni bir rekabet alanı ortaya çıkardı.Bu yeni yönelim sonrası yapılmaya başlanılan çalışmalar sonucu alınacak basit önlemlerle bile üretim sürecinden faydalı bir ürüne dönüşemeden geçerek atık haline gelen hammaddelerin daha etkin kullanımı sonucu bu kayıpların önlenebileceği ve aynı zamanda atık üretiminin azalabileceği ortaya çıktı. Bunu ürünlerin maddesel içeriklerinin azaltılması, üretim için kullanılan maddelerin çevreye daha az zararlı olan maddeler ile değiştirilmesi, üretim ve kullanım esnasında gerekli olan su ve enerji ihtiyaçlarının düşürülmesi gibi yaklaşımlar izledi. Sonuçta atık azaltılması, kirlilik önleme, geri dönüştürme, yeniden kullanım, ürünün çevreye daha duyarlı tasarımı, vb. konular üzerinde yapılan araştırmalar hızla artmış ve bir zamanların “ütopya”sı olan ürün ve hizmetlerin ardında daha az artık ve atıklar bırakarak üretilmesi fikri örnek uygulamalarıyla beraber gündelik yaşamımıza Temiz Üretim (TÜ) adı altında girmeye başlamıştır. TÜ (Cleaner Production) en genel anlamıyla, önleyici çevre yönetimi stratejilerinin üretim süreci, üretilen , hizmet ve ürünler için bütünsel bir şekilde, sürekli olarak uygulanarak, bunlardan kaynaklanan insan sağlığı ve çevresel değerler üzerindeki risklerin ortadan kaldırılması ya da azaltılması ve verimliliğin arttırılması olarak tanımlanmaktadır.

Alışılagelmiş kirlilik kontrolü yaklaşımların tersine TÜ proaktif bir yaklaşımdır. Kirlilik kontrolü yaklaşımları üretim ve tasarım aşmalarını değişmez faktörler olarak benimseyip kirliliği de bu aşamaların kaçınılmaz bir sonucu olarak görmekte ve kirlilik meydana geldikten sonra bu soruna çözüm getirmeye çalışmaktadır. Dolayısı ile bu yaklaşımlar kirliliği daha iyi tanımlama ve atıkları arıtma ve bertaraf etme üzerine odaklanmakta ve kuruluşlara önemli miktarlarda ek maliyet getirmektedir. Öte yanda, TÜ yaklaşımları kirliliği ve atıkları dizayn, kaynak kullanımı ve üretim prosesleri aşamalarındaki yetersizlik, verimsizlik ve etkisizliğin bir sonucu olarak görmekte ve soruna bu aşamalarda gerekli gelişmeleri sağlayarak çözüm getirmeyi amaçlamakta, dolayısı ile sadece atık oluşumunu azaltmakla kalmamakta aynı zamanda ekonomik faydalar da sağlamaktadır.

Yukarıda da belirtildiği gibi, TÜ günümüz çevre sorunlarına kalıcı çözümler getirebilme kabiliyetine sahip önleyici uygulamalara dayanan bir yaklaşımdır. Gün geçtikçe dünyada bu anlayışı benimseyen ülke sayısı gittikçe artmakta, ulusal ve uluslararası ölçekte birçok kurumun da desteğiyle temiz üretim uygulamaları her türlü üretim faaliyetinde benimsenmeye ve uygulanmaya başlanmaktadır.

Ülkemizde de TÜ konusunda bazı çalışmalar yapılmış olmasına rağmen, bu çalışmalar yeterli düzeye ulaşamamıştır. Bu durumun nedenlerinden biri de bu konu hakkında ilgili kuruluşların ve özellikle halkın yeterli şekilde bilgilendirilmemesi ve özendirilmemesidir. Özellikle, TÜ hakkında yeterli miktarda bilgilendirici yazılı dokümanın olmaması ve olanların da herkese tarafında ulaşılabilir durumda olmaması bu durumu daha da kötüleştirmektedir.

Hazırladığımız bu site, bu bilgi kaynağı eksikliğini gidermek ve TÜ konusunda çalışmalar yapan kişiler arasında karşılıklı iletişim olanağı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Sitemiz, TÜ konusuyla ilgilenen gönüllülerin de katkısıyla bir temiz üretim bilgi kaynağı oluşturmayı hedeflemektedir. Bu yüzden, dışarıdan gelecek her türlü katkıya açık olduğumuzu belirtmek isteriz. Umarız, bu site ülkemizde yapılacak olan TÜ çalışmalarına az da olsa katkıda bulunur.

Hocamızın "Temiz Üretim" web sitesine aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsiniz....

Çevre Mühendisliğinin Altın Kuralları ve Kaideleri

Web de gezinirken Gürdal Kanat Hocamızın sitesinde ki bu yazıyo gördüm..

Faydalı olur diye çevre mühendisi arkadaşlar için buraya koyuyorum...

1-Maddenin Korunumu Prensibi
“Var olan hiçbir maddeyi yok edemezsiniz, arıtım yaparak dahi…Peki, arıtım ne işe yarar?”

2-Arıtım için 2 şey gereklidir : Teknoloji (mühendislik) ve Para

3-Ç.O. doğanın kanunu gereği az bulunur

4- Dolayısıyla anaerobik ortam oluşur.

“Anaerobik süreç de bir arıtımdır. Peki, o zaman neden istenmez?”

5- Bazı arkadaşlarımın ısrarı üzerine : Seyreltme de arıtımın bir parçası olabilir.

“Zaten arıtımda sıfır deşarj yapmıyoruz ki”

6- Büyük güçler de hata yapabilir. İşte örnekler :

Avrupa ve Amerika’da çok sayıda atıksu arıtma, çöp depolama, vs. tesisi kurulmuş ve başarıyla işletilmekte fakat ülkemizde kötü örnekler var :

i- Odayeri (İstanbul) katı atık depo sahasını planlayan Amerikalı şirket, çöpümüzle ilgili birçok analiz olmasına rağmen yaptığı sızıntı suyu hesabı 5-10 kat kadar hata ile gerçekleşmiş ve bazı işletme problemlerine (dolayısıyla maliyete) yolaçmıştır (Kaynak : Odayeri (İstanbul) katı atık depo sahası projeleri)
ii- Benzer şekilde Bursa-Demirtaş depo sahası gazından elektrik elde edilmesi projesinde, yabancılar tarafından hesaplanan gaz miktarının sadece %30 kadarı elde edilebilmekteymiş (Kaynak : UKAK Kongresi, İzmir 2001)
iii- Fransız bir firmanın yaptığı Elmalı barajındaki terfi pompalarının yanlış (daha büyük) seçiminden dolayı kaynaklanan bakım - servis ve elektrik enerjisi maliyeti her sene son model bir mercedes otomobile denk geliyor... Tolga SEMERCİ - Çevre Mühendisi

[Sizin de bildiğiniz bu tür hatalar varsa mailime, mümkünse kaynak belirterek bildirin.]

7- Gelişmekte olan ülkelerin Sanayileşmiş ülkelerin seviyesine ulaşması imkansız denebilecek derecede zordur :
According to Grau (1994), countries with low annual per capita gross national product (GNP), <$1000-2000, not only lack the resources to construct treatment plants but also cannot maintain them. Meanwhile, only about 3% of a country's GNP can realistically be spent on environmental protection (World bank). Taking as an example of 6 eastern European countries (the average GNP in 1990 was 1985 $/c-year) and assuming that 1.5% of the GNP could be spent on wastewater disposal and treatment plants, the calculated average period to meet EU water quality standards will be 80 years. If the average depreciation time of a treatment plant is 20 years, the minimum GNP of about $2000/inh.y is needed to safeguard basic communal wastewater treatment (secondary or equivalent).

7a- Hangi Ülkeyi İzlemeliyiz :

GNPsi bizden 10 kat fazla olan ABDyi değil tabiî ki. “Ayağını yorganına göre uzat” diye yüz yılların birikimi ile söylenmiş atasözümüz var. Fakat ne yazıkki, üst düzey yöneticilerimiz zengin olan ABDye özenip aynısını yapmaya kalkıyor, böylece kıt olan kaynaklarımız da heba olup gidiyor (her şehre havalimanı kampanyası ve Isparta’da otlayan inekler örneğini veririz hep).

Tayvan, G.Kore gibi ülkeleri de yakalamamız artık epeyce zor. Güzel bir örnek var, Brezilya. Low-cost bir kompost tesislerinin tanıtım filmini gördüm, gerçekten uygulanabilir. Bizdeki gibi computerler ile automize edilmiş değil. Yetersiz kaynakları olup çevre açısından güzel örnekler sunabilen bir ülke. İzlememizde fayda var.

8- Arıtma Büyük Maliyetleri Gerektirir :
Boston, Massachusettes ve Los Angeles’ta atıksu arıtımı ve uzaklaştırılması için tahmini, aylık 100 $/hane’lik harcama gerekecektir. (W.F.Garber, WST, 26,7-8,1992)

9- Çöplerin Düzensiz Depolanması :
Ülkemizde, yayın sayısı artığına göre Lab. Bilimi ilerliyor ama uygulamada basit fakat önemli olan çevre …

10- Şehir Arıtma Tesislerinin Verimi Nasıl Denetlenebilir

Büyükşehirlerdeki sanayi arıtım tesisleri denetimi ve deşarj (KÖP ücreti) buna bir cevap olabilir. ABD EPA’ya baktığımızda :
Subject: public WWTPs controlling
How public WWTPs are controlled by government (e.g., in the USA), or should be?
Any info. or web site? Thank you in advance.
----------------
US Environmental Protection Agency (USEPA) sets the standards. Plants are issued permits, usually for 5 years. System is called the National Pollution Discharge Elimination System (NPDES). In most cases the actual permitting authority is delegated to the states. Example, we are issued our permit from the Wisconsin Department of Natural Resourses. For a brief intro, see the USEPA NPDES website at http://cfpub.epa.gov/npdes/. Hope this gets you started.

11- Risk ve Ekonomik Analiz Önemli
Society in general accepts death rates of 1 in 8,000 for road accidents, and 1 in 25,000 from playing soccer (Toplumun kabul ettikleri) and yet risks from pesticides in drinking water of 1 in 700,000 or nuclear accidents from power stations of 1 in 10 million are not. Views can change, the 1 in 200 risk from smoking is not now acceptable to a large section of the community.
(Financial implications for water customers Dr Rowena J Tye, United Kingdom)

The human and socioeconomic costs of unmanaged and under-managed domestic waste are also very high. In India, the 1994 plague epidemic resulted in a loss of tourism revenue estimated at $US 200 million; in Peru, a recent cholera epidemic resulted in an estimated loss amounting to three times the expenditure on water and sanitation for the entire country over the preceding 10 years; and in Shanghai, China a recent major outbreak of hepatitis A was attributed to sewerage contamination.
(Cities Feeding People CFP REPORT SERIES Report 27Community-Based Technologies for Domestic Wastewater Treatment and Reuse: options for urban agriculture by Gregory D. Rose Spring 1999)

12- Doğanın düzeni : Anaerobik + Aerobik

(Bilimin teknoloji ve mühendislik yoluyla insan yararına sunulması gerekiyor, biz yapabiliyormuyuz)

Hollandalı uzman Lettinga nın yazısını okuyordum, anlamak için 2-3 kere okumakta fayda var. (Water Science & Technology Vol 52 No 1-2 pp 1–11) Sağolsun, bizim bilim adamlarımızın yerine zengin olmayan Ülkeleri düşünüyor, yüzlerce bilimsel makalesinin arasında bizim gibi zengin olmayan ülkelerdeki arıtım sistemi nasıl olmalı diyerek düşünce üretiyor (İlginçtir, bizim gibi ülkeler için arıtım sistemi nasıl olmalı diyerek düşünce üretenler de genelde yabancı bilim adamları, ayrıca bkz. Containment landfills: the myth of sustainability A. Allen, Department of Geology, University College Cork, Cork, Ireland, Engineering Geology 60 (2001) 3±19 )
Lettinga, öncelikle, doğanın düzeni gereği organik atıkların doğal ortamlarda anaerobik olarak ayrıştığı üzerinde durmuş. Bu düzenin bir hikmeti var diyerek düşünmeye başlamış, gerçekten de suya oksijen vermek ucuz değil.

Ayrıca, Lettinga bununla da kalmayıp, zengin ülkelerdeki şirketlerin (özellikle ABD gibi) şubeleri vasıtasıyla sadece kendi pahalı aerobik sistemlerini pazarladığını ve bu yüzden zengin olmayan ülkelerin yeterli ve sürdürülebilir arıtma sistemlerine sahip olamadığını söyleyebilecek kadar cesaretli.

Bahsettiği Amman arıtma tesisini dolaştık, biz deki gibi yapılmış ama dev boyutlu RBCler hiç çalıştırılmıyor.

------------

Diğer bir makale de ilginç.

Waste Manage Res 2005: 23: 20–31

The effect of food waste disposers on municipal
waste and wastewater management

Natasha Marashlian
Mutasem El-Fadel
Department of Civil and Environmental
University of Beirut, Lebanon.)

13- Zengin Ülkelerdeki Arıtım Tesisleri=Sanayi üretim gücü

Ülkemizde bilimin güçlenebilmesi için öncelikle laboratuarlarımızdaki teknolojik aletlerin Türkiye’de üretilebiliyor olması gerekir. 90’lı yıllarda Kuzey Avp.nın bir kısmındaki tesisileri gezmiştim, 2006 yılında ise Hamburg'un kanalizasyon ve atıksu arıtma tesislerini inceledim. Bu sefer, tesis bilgilerinden çok nasıl bu kadar ilerleme sağlamışlar diye irdelemeye çalıştım. Biz de sakız gibi çiğnenen, bilimde ilerleme kaydederek sağlarız lafını göremedim, bu ülkelerin ilerlemesi tamamıyla sanayi üretim gücüne bağlı. Nasıl ki şehrin her yerini metro ağıyla örmüşler, arıtım tesisleri de bilimden önce sanayi üretim gücüyle sağlanmış. Bizim Üniversitelerimiz, bilim adamlarımız önemli olduklarını düşüne dursunlar, eğer biz üretim gücümüzü 5-10 kat kadar büyük oranlarda arttıramazsak bilim adamlarımızın ve üst düzey yöneticilerimizin çocukları dahi zengin ülkelerdeki teknolojiye ve arıtımın yüksekliğine hayran hayran baka kalacaklardır.

14- Uygulanabilme :

Yeni bir şey duydum, yeni bir şey öğrendim : Bir öğrencimiz tanık olmuş; bir fabrikada, arıtma tesisini yapan firma fabrika sorumlusuna güzel bir fikir vermiş. Arıtma sorumlusu “çamurumuzu ne yapacağız” diye sorunca; firmadaki mühendis, “Bir gün son çökeltim havuzuna doldurursunuz, kanalımız tıkandı diyerek Belediye vidanjörüne haber verirsiniz” demiş. Böylece emek ve para sarfettiğiniz arıtma artığı çamur zahmetsiz ve kolay bir yol ile denizlere ve yediğimiz balıklara ulaşabilir.

Sonuç olarak, AB’ye uyum için birçok yönetmelik hazırlayan Bakanlığımıza ve il teşkilatlarına daha çok iş düşüyor. Yönetmelikleri çıkarmak da zor bir çalışmadır ama bunları uygulayabilmek, halka benimsetmek, denetlemesine yapabilmek, bilinçlendirme ve ceza sistemini ülkenin gerçeklerine göre dengelemek, bunlar çok daha önemli konular.

15- Developing Countries : Turkey, Ürdün, etc.

(Başlığı görenler dille ilgili ukalalık yaptığımı zannedebilir, hayır kasti olarak yazdım. Türkiye'de araştırmaların sadece İngilizce makaleler ile yayınlanmasını zorunlu koşan hocalarımız dili bu hale getirtiyor)

Genelde hep Batı kitapları ile eğitildiğimiz için developing countryleri bilmeyiz, öğrenmeye de çalışmayız (bu grupta yer alan kendi ülkemizi de)

Fırsat oldu, Ürdün'ü gezdik. İşte öğrendiklerimiz :

Jordan is a country of 5.5 million inhabitants in which 60% of the population are served by 19 domestic sewage treatment plants distributed all over the country (WAJ,2002). Activated sludge treatment systems constitute 47% of the available technologies, while 26% of the plants use trickling filters and the other 26% depend on waste stabilization ponds (WAJ, 2002).

Energy consumption in activated sludge systems in Jordan range between 2.1-2.3 kWhr/m3 of treated wastewater (WAJ, 2000) compared with 0.77 kWhr/m3 of wastewater treated in Japan (Hu et al., 2000).

Peki arıtım verimleri nasıl? Kağıt üzerinde iyi gösterebiliyorlar fakat bizdeki gibi arıtma çamurunu hiç bir tedbir almadan open dumping ettiklerini gizle(ye)miyorlar. Peki, bizdeki gibi, çamurlardan çevreye su sızıyor ise neyi niçin yaptınız, neyi arıttınız? İşte size cevaplamanız için güzel sorular.

Yapılan bizdeki gibi Batıyı kopya (etmek) edememek (daha doğrusu). Atasözü vardır, AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT. Bizdeki gibi onların da üst düzey yöneticileri Batılı ülkeleri görünce, "biz de bunlar gibi yapmalıyız" diyor ve kısıtlı ülke gelirlerini göz boyayacak birkaç tesis için harcıyorlar ama ya düzgün yapamıyorlar yada düzgün işletemiyorlar. Sonuçta ineklerin otladığı havalimanları veya sazların yeşerdiği Kağıthane su arıtma tesisleri ortaya çıkıyor. Bu da ülkeye çifte zarar veriyor; hem mevcut kaynaklar harcanıp geleceğe para kalmıyor hem de yapılan tesisler çöpe gidiyor.

Gelecek nesilde de Batıya özenmeye devam...


Sıralama dışı bir madde :

Bizim yöneticilerimiz ve sanayicilerimiz “Ülkemiz hızla ilerliyor, bakın tekstil sektöründe nasıl ilerledik” derler. Oysa gayet normal bir süreç olarak sanayileşmiş ülkeler artık teknolojik sektörlerde çalışıp, kirlilik çıkaran sektörleri gelişmekte olan ülkelere bırakmaktadırlar. Bir bilgisayar parası ile kilolarca tekstil eşyası alabilirsiniz. Tabii ki biz de bu süreçten geçmek zorundayız. Bizim burada yapacağımız bu sektörlerde daha önce elde edilen gelişmiş bilgileri alıp ülkemizde uygulamaktır.

Pazar, Aralık 24, 2006

Egesis Paket Atıksu Arıtma Sistemleri Tanıtımı

PAKET ATIKSU ARITMA SİSTEMLERİ

Endüstriyel Atıksu Paket Arıtma Sistemleri

Egesis Endüstriyel Tip Paket Arıtma Sistemleri ile değişik sektörlerdeki endüstriyel atıksuları kimyasal arıtıma tabi tutularak ilgili standartlar sağlanmakta ve alıcı ortama desarj edilmektedir.

Sanayi Tesisleri atıksuları için laboratuarımızda yapılan testler sonucunda en uygun arıtma prosesi belirlenmekte, paket tesisler buna göre dizayn ve imal edilmektedir. Egesis Endüstriyel Tip Paket Arıtma Sistemleri minimum yer ihtiyaçı , düşük işletme maliyeti ve kolay montajı ile ideal kompakt arıtma sistemleridir.


Egesis Paket Arıtma Tesisleri
.
Egesis Paket Arıtma Tesisleri evsel nitelikli atıksuların arıtılmasında kullanılmak üzere Biyolojik Arıtma yöntemlerinden Aktif Çamur Arıtma prensibine göre projelendirilmiş yüksek verimli, tam otomatik olarak çalışan ve herhangi bir operatör müdahalesi gerektirmeyen standart kompakt ünitelerdir.
.
Paket tesisin düzenli çalışabilmesi için gerekli her türlü borulama, ekipman ve elektrik panosu paketin üzerine monteli haldedir.
.
Paket Tesisler 5 mm. ST 37 saçtan imal edilmekte olup, içi ve dışı 200 mikron 3 kat epoxy ile boyanmaktadır.
.
Monte ve demontesi kolay, işletme maliyeti düşüktür.
.
Sızdırmaz bir foseptik ve ünitenin yerleşeceği betonarme bir platform sistemin kurulmasıiçin yeterlidir.

Egesis Arıtma Çevre Teknolojisi Ltd. Şti. Tanıtımı...

Faaliyet Alanları;

ENDÜSTRİYEL ATIKSU TESİSLERİ

EGESİS gıda, tekstil, petrokimya, ilaç, deri, ağır metal ve diger endüstriyel sektörlerde arıtma tesislerinin tasarımını ve anahtar teslimi uygulamasını gerçekleştirmektedir.Farklı endüstrilerden kaynaklanan, farklı karakterlere sahip atıksulara laboratuarımızda arıtılabilirlik testleri uygulamakta ve laboratuar ortamında yapılan çalışmaların sonucuna göre en uygun arıtma prosesi dizayn edilmektedir.Bu proseslere dayanılarak arıtma verimi, yatırım ve işletme giderleri, arazi kullanımı gibi parametreler açısından optimal nitelikte olan işletmeye özel çözümler üretilmektedir.

Uygulanan arıtma prosesleri kimyasal pıhtılaştırma, çöktürme, oksidasyon nötralizasyon, flotasyon, yağların ayrılması, aktif çamur ve çamur stabilazasyonu, çamur susuzlaştırma, aktif karbon yatak filtrasyonu, MBR, evaporasyon teknikleridir.Projelendirdiğimiz sistemlerle atıksuların istenilen deşarj standartlarını sağlayacağını garanti ediyoruz.


EVSEL ATIKSU TESİSLERİ

Egesis kooperatifler, otel ve tatil köyleri, yazlık siteler, toplu konutlar, fabrikalar, belediyelerden kaynaklanan evsel nitelikli atıksuların arıtılmasında %100 proses garantisi vererek dizayn, projelendirilme, inşaat, ekipman temini, montaj, devreye alma ve işletme hizmetlerini vermektedir.

"Eksik veya yanlış verilere dayandırılan yatırım maliyetini düşürmek amacıyla küçük planlanan, yeterli deneyim yada ar-ge desteği olmaksızın tasarlanan arıtma tesislerinin kaderi yeniden yapılmaktır..."

Cumartesi, Aralık 23, 2006

ATIK SU ARITMA TESİSLERİ BİYOLOJİK ARITMALARI

Atıksu Arıtma Tesisleri biyolojik arıtmaları, çok kaba bir yaklaşımla; atıksudan ayrılmak istenen çözünmüş organik kirlilikleri, üretilen bakteri kültürleri içerisinden geçirilerek bakterilere besin kaynağı olarak tükettirmek ve daha sonra genellikle çökeltim yoluyla arıtılmış suyu bu biyo-kütleden ayırarak deşarj etmek yolu ile çalışırlar.

Dolayısıyla, temelde canlı yaşamına ve çok büyük oranda bu biyo-kütlenin sağlıklı gelişimine dayalı sistemler olduğundan işletilmeleri oldukça nazlı ve tecrübe isteyen arıtma sistemleridir.


Sistemdeki bakteriyel performans; artan kapasite, değişen hava sıcaklıkları, ipliksi gibi istenmeyen türlerin üremesi, ekipman arızaları, değişen pH, tuzluluk, yüksek yağ,
bakteriler üzerinde toksik etki yaratabilecek klorlu bileşikler veya petrokimyasal ağır organiklerin biyolojik arıtım tesisine girişinin kontrol edilememesi gibiher türlü işletme problemi tarafından çok hızlı bir şekilde etkilenir.

Gelişen biyo-teknoloji, artık bu sektörü rahatlatıyor. Bundan böyle tesislerinizi atıksu arıtma tesisleri biyolojik arıtmalarında kullanılmaküzere, her sektörün riskli girdi ve genel işletme sorunlarına karşı özel direnç ve türde bakteri ve katkı maddeleri ile harmanlanaraküretilen hazır bakteri kültürleri ile işletilebilir, üreteceğiniz çok daha yüksek kalitedeki bu biyo-kütle sayesinde tesislerinizin verimini kalite ve süreklilik açısından garanti altına alabilirsiniz.

Pazar, Aralık 17, 2006

Yatağan Termik Enerji Santrali

Son zamanlarda Yatağan ile ilgili haberler gündemi meşgul etmeye başladı... İşte size milliyet gazetesinin 17 aralık tarihli manşet haberi ;

"24 yaşındaki Yatağan Termik Santralı'nın yıllanmış boruları bir ay içinde dört kez patlayınca dört ay önce devreye giren filtre sistemi de dört kez devre dışı kaldı. Yetkililere göre, boru patlağı termik santrallarda yaşanan rutin arızalardan..."

Devamı http://www.milliyet.com.tr/2006/12/17/guncel/agun.html burda...

Beni şaşırtan asıl olay... haber gazetedeki yazıda öyle bir sunulmuş ki... Ya zaten çok fazla bir enerji üretmiyor topu topu Türkiye'nin %1.6 lık enerjisini sağlıyor... Bu eski santralin kapatılması lazım....

Sebep olarakta Çevre yi gösteriyorlar....

E kapadık ne olcak... Ne olacağı belli;

Şu an o yakınlarda birileri doğal gazla elektrik üreten bir santral kuruyodur zaten devlet gidip o otoprodüktöründen alacak elektriği.... Al sana hem doğal gaza bağımlılık hem otoprodüktöre...

Gidip köylülerlerde görüşülmüş hani.... Santral kapatılmalı ya... En yetkili ve bilimsel makamlara sorulmuş... Çevreye zararlı dimi bu santral diye Köy muhatarına sorulmuş oda evet demiş çevreye zararlı...

Ya böyle haber mi yapılır allah aşkına... Kömür ülkemizde bol bulunan ve artık çok yaygın kullanılmayan bir maden... Yani çok ucuz ve acil ihtiyacımızda yok... Yani biz kömürle elektriği çok ucuza elde ediyoruz.... Dışarıyada 5 kuruş para vermeden....

Ama yok bazıları hazırdan para kazansın diye... Hemen bir doğalgazlı santral kursun, devletten alsın iznini başlasın devletten aldıgı doğal gazı elektiriğe çevirip devlete satmaya.... Al sana kaymak gibi para.... Tabii ülkemiz hem bu heriflere para ödesin hemde yabancı devletlere doğalgaz parası....

Bu aradada kullanılan laf ÇEVRE... Yapmayın etmeyin artık teknoloji ilerledi,... Adam gibi yatırım yapılsa o kömürle çalışan santrallar hiçbir şelikde çevreye zarar vermez...

Dunya rüzgardan bile elektirik üretmeye çalışırken biz dışarıdan aldıgımız gazla enerji üretmeye çalışıyoruz yazıkk...

Pazartesi, Kasım 27, 2006

Acar İstanbul, AcarKent - Türkiye'de Çevreye ve Ormana verilen değer..

Son günlerde çevre bakanının büyük çabaları sonucu, ülke gündemine bir Orman Katliamı oturdu... Acar şirketler grubunun İstanbul'un en yeşillik alanı olan Beykoz'a yaptığı süper lüks villar ve bu villarlardaki, eski Orman Bakanlarının villa sayıları, eski orman şeflerinin vesaire deyip belki onlarca kişiye uzanan bir liste.....

Bizde şaşkın şaşkın bakıp duruyoruz; yani orman ve çevre bu kadar mı korumasız, bir kaç dayıyı arkasına alan bir dayı ormanın ortasına bir villa kenti inşaa edebiliyormu diye...

Alın size Hürriyet'de ki haber.... Bu duruma Çevre Bakanının bile yapabileceği şeyler sınırlı.... Devlet görevlileri araziye silahla tehdit edilip sokulmuyor....


Çevre Bakanı Pepe’nin "İstanbul’un yüz karası" dediği Acaristanbul’daki 829 adet villanın kat irtifaklarının iptali için Acarlar İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye karşı dava açtı. Mahkemeden, yasaya aykırı yapıldığı iddia edilen villaların satışını engellemek için de tedbir istendi.ORMAN Genel Müdürlüğü, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin, "İstanbul’un yüz karası" dediği Acaristanbul’daki 829 adet villanın kat irtifaklarının iptali için Acarlar İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye karşı Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Dilekçede, idareden izin alınmadan ve yasalara aykırı olarak yapıldığı iddia edilen villaların iyi niyetli üçüncü kişilere devrini önlemek için mahkemeden tedbir istendi. Mahkeme, tedbir verilip verilmeyeceğinin duruşmada belirlenmesine karar verdi. RUHSAT BELEDİYEDENOrman Genel Müdürlüğü daha önce mahkemelik olduğu İsmet Acar ile oğlu Erdal Acar’ın sahibi olduğu şirkete 14 Kasım’da yeni bir dava daha açtı. Müdürlüğün avukatı Elmas Erdem’in mahkemeye verdiği dilekçede Beykoz Dereseki Köyü, 4-5 paftada yer alan, 215 ve 216 sayılı parsellerin yapılan satış sonucu Serdaroğlu Özel Ormanı olarak Acarlar İnşaat adına tescil edildiği anlatıldı. Dilekçede, davalıların 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 52. maddesinin 2. paragrafındaki " Öancak şehir kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerdeki hususi orman alanlarında, bu kanunun 17. maddesine göre izin almak ve yatay alanın yüzde 6’sını geçmemek üzere imar planına uygun inşaat yapılabilir" hükmüne aykırı olarak Orman İdaresi’nden izin almadan Beykoz Belediye Başkanlığı’ndan 10.04.2003 tarihinde yapı ruhsatı aldıkları söylendi. MİMARLARDAN DA DAVAOrman İdaresi’nden izin alınmadan Beykoz Belediyesi’nin yapı ruhsatı vermesinin yasal olmadığı anlatılan dilekçede, Mimarlar Odası’nın söz konusu yapı ruhsatının iptali için Beykoz Belediye’sine karşı İstanbul 3. İdare Mahkemesi’ne dava açtığı ifade edildi. Dilekçede, mahkemenin verdiği yapı ruhsatının iptali kararının Danıştay’da temyiz aşamasında olduğu belirtildi.6831 sayılı Orman Yasası’nın 52. maddesinin 1. Fıkrası’nda hususi ormanların 500 hektardan küçük parçalar teşkil edecek şekilde parçalanıp başkalarına temlik ve taksim edilemeyeceği şeklinde düzenlendiği anlatılan dilekçede, "Taşınmazlar üzerinde tesis edilen kat irtifakı ile taşınmazların yüzde 6’sını geçecek şekilde tamamı üzerinde inşaat yapılmasına imkan vermesi ve kat irtifakı kat mülkiyetine çevrildiğinde kat mülkiyetinin devri halinde ona bağlı arsa payı birlikte geçecek olup taşınmazların 500 hektardan küçük parçalara bölünmesi imkanı doğacağından kat irtifaklarının iptali yasal zorunluluktur" denildi. Kat irtifakları iptal edilirse 829 villa tapusuz hale gelecek. Güya % 6’lıkAcarkent, Beykoz- Kavacık’ta 2 bin 300 dönüm üzerine inşa edilmiş, 1453 villadan oluşan bir proje. Ancak korkunç gerçek, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin sözleriyle ortaya çıktı: Yüzde 6 yapılaşma hakları varken, yüzde 96 yaptılar. 2346 dönüm arazi üzerine kurulan Acaristanbul’da 9 ayrı tipte 833 villa var. Kullanım alanları 199 ile 698 metrekare arasında değişen 2 ve 3 katlı villa tipli evlerin yanı sıra; ikiz, üçüz ve dördüz tipte de villa seçenekleri bulunuyor. Bölgede nasıl bir tahribat yapıldığı, hava fotoğraflarında açıkça gözler önüne seriliyor. Pepe, "İstanbul’un akciğerlerinin hoyratça talan edilmesini istemiyorum" diyor. Ama atı alanın çoktan Üsküdar’ı geçtiği anlaşılıyor. Tarifeli tanıtımFatih Sultan Mehmet Köprüsü çıkışından sonra, ormanın içinden geçen yaklaşık 10.5 km. ardından Acaristanbul’a ulaşılıyor. Acaristanbul Evleri, Beykoz’a 6 km. (yaklaşık 8 dk.) ve Acarkent’e 5 km. (yaklaşık 6 dk.) uzaklıkta. Site içindeki yolların toplamı 19 kilometreyi buluyor. Acarlar’ın internet sitelerinde villalara gidiş, bu grafikle anlatılıyor.Silahlı adamları memurları korkuttuÇEVRE ve Orman Bakanı Osman Pepe, İsmet Acar ve oğlu Erdal Acar tarafından yapılan Acarkent Sitesi’yle ilgili şunları anlatmıştı: "Acarlar, inşaat için biz seçilmeden önce 12 aylık bir ön izin almış. Evraklar yetişmeyince de ekstra almışlar. Süre olunca, ben bakanlığımın ilk günlerinde izni iptal ettim. Sonra bunlar Orman Fakültesi’nden 4 öğretim üyesinden oluşan bir heyet kurmuşlar ve mahkemeden ’Bakanlıktan izin alınmasına gerek yok’ diye bilirkişi raporu almışlar. O kararla Beykoz Belediyesi’nde ruhsatlarını alıp inşaata başlamışlar. Normal olarak belediyeden ruhsat aldıktan sonra bizim bölge müdürlüğümüze getirmeleri lazım. İtiraz etme hakkımız var. Bölge müdürlüğümüzde bir bölge müdür yardımcımızı ayarlamışlar. 2 ay itiraz edilmeyince, ruhsat kesinleşmiş. Biz o kişiyi görevden aldık, sonra onlar alıp istihdam ettiler. Serdaroğlu Ormanı’nda (Acaristanbul) da yüzde 6 sınırını aşacaklarını düşündüm. Bölge müdürümüz, muhafaza memurlarıyla geçen yıl kapılarına gitti. İçeri alınmadılar. ’Nasıl giremezsiniz’ dedim. ’Efendim, adamlar silahlılar. Korktuk’ dediler. Kaymakamlığa şikayet edildi." Pepe yanıltıyorACAR Şirketler Topluluğunun Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Acar, dün düzenlediği basın toplantısında Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin Acaristanbul Projesi ile ilgili beyanı karşısında şoke olduğunu söyledi. İsmet Acar, Pepe’nin açıklamaları ile kamuoyunu yanılttığını, ailesinin ve şirketinin itibarına gölge düşürdüğünü söyledi. Pepe’nin açıklamalarının yanlış bilgilendirilmeden kaynaklandığını söyleyen Acar, içinde 833 villa sosyal ve kültürel tesislerin bulunduğu ve milyonlarca dolara mal olacak proje için her türlü yasal prosedüre uyulduğunu söyledi. Pepe’nin orman işletmesi memurlarının denetim için Acaristanbul’a alınmadığı ve silah tehdidi ile korkutulduğu şeklindeki iddiaların da doğru olmadığını söyledi. Acarkent ve Acaristanbul’da yüzde 6 yasal sınırının aşıldığı, yüzde 96 yapılaşma olduğu iddialarını hayal mahsulü olarak nitelendiren İsmet Acar, Acarkent’in Taks alanının yüzde 6’sının villa yüzde 2 sinin sosyal tesisler, yüzde 22’sinin de yol alanı olduğunu, taban oturmaları ile birlikte Acarkentin yapılaşmanın yüzde 8’i geçmediğini söyledi. Acar, "İzin uygundur. 3 Kasım Seçimlerinden sonra seçimi kaybeden iktidar işlemleri tamamlayamadı. Burayla ilgili Mimarlar Odasının açtığı davalar sürüyor. Dava bitmeden Acaristanbul’a tek bir çivi bile çakılmayacak. Acaristanbul’un şu anki yapılaşması yüzde 4.56’dır" dedi.

Pazar, Kasım 05, 2006

Fransız firmaları ve Su ve atık arıtma sektörü

Hazır bu ara malum gündemde Fransız şirketlerine boykot var... Bizde çevre mühendisi olarak dedik ki şu bizim sektördeki Fraznsızları fişleyelim...

Biraz araştırdık baktık ki Türklerin tek başına yapımına gücü yetmeyen su ve atıksu arıtma hatta katı atık arıtma tesisleri hep Fransızlar tarafından yapılmış...

Ayrıca çok önemli kimyasal ve inşaat firmlarıda Fransız...

Aslında ben Fransızlara boykot yapmayı pek te anlamlı bulmuyorum.. Niye çünkü bizim beceremediğimiz maliyeti çok yüksek işler Fransızlar yapabiliyor. E bu tip ihalelere zaten 3-4 uluslararası şirket katılıyor, biz şimdi bu Fransızları devre dışı bırakırsak rekabet ortamı oluşmayacak Almanı ve Amerikalısı çok daha yüksek fiyata yapacak bu işleri...

Ama tabii karşıt görüşlerde ve onlarda mantıklı;

İşte size çevre mühendisliği konuları üzerine (su arıtma, atıksu arıtma, atık arıtma, kimyasallar, inşaat vb.) Türkiye'de faaliyet gösteren Fransız şirketleri;


* Özellikle katı atık ve su arıtma konusunda önemli deneyime sahip Veolia-Environment şirketi

* Vivendi Water Systems - Su Arıtma

* Lafarge - Çimento,İnşaat Malzemeleri

* Saint Gobain Weber - İnşaat Malzemeleri

* Atofina - Kimyasal Ürünler

* Aventis Pasteur - Kimyasal Ürünler

Başka bilen varsa cevre_muhendisleri@yahoo.com adresine mail yollasın listeye ekleyelim...

Çarşamba, Ekim 25, 2006

Zehirli Variller, Çevreye ve insan sağlığına verilen önem ve Camii Minaresi

Babam çocukluğu Trabzon ve Bayburt'ta geçmiş, karadenizin kendine has özelliklerini görerek büyümüş ve 50 sene önce İstanbul'a gelmiş bir insandır.

Yıllar boyu çeşitli işlerde çalıştıktan ve biraz eline para geçtikten sonra, çocuklugunu özlemiş olacak, İstanbul merkezine uzak bir yerden, şimdiki olimpiyat sitesi yakınlarında kendine bir arazi almış ve burayı küçük bir karadenize dönüştürmüş bir insandır.

Bunu niye mi anlattım... Devam ediyorum; neyse bu aldığı araziye kendi çapında bir çiflik kurmuştu (Tabii çiflik deyince Uzanların çifliği aklınıza gelmesin... Üç beş tavuk ördek, koyunlar ve inekler gayet ilkel bir sistem... öyle teknolojik aletler ve modern makinalar olmayan bir çiflik) Neyse gel zaman git zaman İstanbul büyüdükçe bizim çifliğin etrafı dolmaya ve İstanbul'da kemikleşmiş olan kaçak yapılanma ve varoş tabir ettiğimiz bir İlçe olmaya başladı buralar... Anadolu'dan gelen düşük bütçeli insanlar etrafta gece kondu kurmakta ve çarpık yapılaşmaya yeni yeni gecekondular eklemekte idiler.

Bu Anadolu'nun manevi yönünü içinde taşıyan insanlar bir zaman sonra küçük küçük paralarla derme çatma bir gecekondu camii inşa etmişlerdi. Dışardan bakıldıgında camii oldugunu anlamak çok güçtü ilk zamanlar, sonra birisi nerden bulduysa varilleden oluşan bir minare getirdi bu camiiye...

Hemen tesisat döşendi ve bu varil minare ayaklandırıldı çevre sakinlerinin yardımı ile... Artık ezan sesleri bu minarenin tepesine monte edilmiş bir megafondan yapılmaya başlanmıştı... Böyle bir-iki yıl ezan sesleri bu enterasan minarenin tepesinden duyulmaya başşlanmıştı.... Taa ki bir zehirli varil skandalı Tuzla'da patlaya kadar....

Tabii tuzla ile kayabaşı köyünün ne alakası var... Anlatıyorum, bir kişinin televizyonalara haber vermesi ile bu minarenin aslında boş zehirli variller üstüste monte edilerek yapıldığı anlaşıldı... Günlerce gazeteciler, bir haber alanı daha doldurmak için bu gecekondu camiye akın etti. İmam bir sürü televizyoncu ile raportaj yaptı...

En sonunda işe diyanet ve çevre sağlık ekipleri dahil oldu...

Onlarda bir ay boyunca gidip geldi bu camiiye, en sonunda Çevre Sağlık ekipleri bu minarenin gerçektende zehirli variller ile yapıldıgını anladı.....

Ve ne yaptı dersiniz... Tabii ki de halkın sağlıgını korumak için bu minare demir testeresi ile kökünden kesildi...

Buraya kadar herşey normal... İstanbul varoşları, kaçak yapılar, zehirli varilli camii minareleri ve tabii belediye ekiplerinin yerinde tespiti ile demir testeresi ile kesilen minare...

İşte şimdi başlıyoruz... Bu minare ne oldu dersiniz sonra.... Kesildigi yerde bırakıldı tabii artık dikey biçimde değil yatay biçimde... Bende merak ediydum zehirli minarenin durumunu bi gün gittim baktım...

Üç-beş tane çocuk üstüne çıkmış bu artık yatay duran zehirli minarenin sağa-sola sallanıp duruyorlar... (Bu olayı 2006 ağustos ayında gördüm şu an itibarı ile var 2 ay).... Neyse bayram tatilinde yine gittim baktım minare hala yatay şekilde duruyor... Çocuklar yoktu üstünede malum bu ara havalar yağışlı yerler çamur oluyor....

Artık çocuklar bu zehirli minare ile oynamak için yazı beklerler... Nasıl olsa haberi çoktan yapıldı ve tüketildi... Televizyonlar bir görevi daha yerine getirdi... kamuyu bilgilendirdi ve minare kesilip yatay konuma getirildi...

Zaten ben Çevre Mühendisliğinde öğrenciyim, zehirli varili yatay konuma getirince tüm zehirler arıtılmış oluyor, ucuz bir arıtma ve bertaraf şekli...

Zaten gazetelerde artık gelmiyor haber yapmak için... Yani artık o minare halka zarar vermez... Hani ağaç ya o variller kökünden kesince tüm zehiri kayboldu....

El-insaf yahu... Yaw niye gelip uğraştınız o minare ile yahu dikey konuda duruyodu ne güzel çocuklarda oynamıyodu tepesinde... Ama belediyede haklı oralarda çocuk parkı yok hem halka hizmet yaptılar... Zehirli çocuk oyun parkı...

Bide bu minarenin zehirli varil oldugunu keşfeden zatı merak ediyorum... Nerden bildi ben mesela çevre mühendisliği öğrencisiyim ben anlamamıştım, cidden helal... Yanlız tabii eğitimini almak farkediyo çünkü adam şu an sanırım zehirli variller yatay konuma gelince ve üstünde çocuklar oynayınca sağlığa bir zararı olmadıgını düşünüyor demek ki... Ama bence hala sağlığa zararlı...

Yada ne bilim koca belediye yahu benden az mı bilcek... Demek ki bir bildikleri var....

Ne kadar yazık ya...

Çarşamba, Ekim 04, 2006

Çevre Mühendisi Aranıyor (Yeni İlanlar)

Çeşitli pozisyon ve yurtiçi - yurtdışı görevlerde, görevlendirilmek üzere Çevre Mühendisi (Çevre Mühendisleri) Aranıyor...

Çevre Ve Orman Bakanlığı Çevre ve Orman Uzman Yardımcısı Kadroları İçin Sınav Duyurusu
Çevre Endüstriyel Analiz Laboratuvarı
Demo Çevre
Milenya Atıksu Arıtma A. Ş.
Hidrotek Arıtma İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Tidap Müh. Müş. Tic. Ltd. Şti.
Envirotek Arıtma Tek. San. ve Tic. A. Ş.
Tümaş Türk Mühendislik Müşavirlik ve Müteahhitlik A.Ş.
Jeodijital Bilişim Teknoloji Madencilik Ltd. Şti.
Çev-Tek Arıtma Ltd. Şti.
Konçev Mühendislik ve Ölçüm Hizmetleri Ltd. Şti.
CDM Temiz Çevre Teknolojileri San. Tic. Ltd. Şti.
Doğa ÇED Çevre Proj. Dan. Ltd. Şti.
Erbil Proje Müş. Müh. Ltd. Şti.
PCM Proje Üretim ve Danışmanlık
İMA Mühendislik İnş. ve Tic. Ltd. Şti.
Çevre ve Orman Bakanlığı'na 70 Çevre Mühendisi Alınacaktır
Asena İth. İhr. İnş. ve Tic. Ltd. Şti.
CDM Temiz Çevre Teknolojileri San. Tic. Ltd. Şti.

Linkler direk olarak Çevre Mühendisleri Odasına verilmektedir....

Pazar, Ekim 01, 2006

Asbestli gemi Yeni Bir Girişim Oluşturdu

Otopan'ın Türkiye'ye getirilmesini engellemek için uğraşan çevreciler, Ege Çevre ve Kültür Platformu bünyesinde 'Tehlikeli Gemi Sökümünü Önleme Girişimi' adı altında birleşti.

Beyan edilen asbest miktarından onlarca kat daha fazla astbest taşıdığı gerekçesi ile Aliağa Gemi Söküm tesislerine gelirken son anda Çevre Bakanlığı tarafından Türk Karasuları'na girişi engellenen Otopan gemisiyle ilgili son gelişmeleri anlatan EGEÇEP Dönem Sözcüsü Avukat Arif Ali Cangı, geminin Hollanda'ya geri götürüleceğine inanmadıklarını söyledi. Geminin Çeşme açıklarında tutulduğunu belirten Cangı, "Gemi halen Çeşme'nin 11 mil açığında Türk karasularının hemen dışında Yunanistan'ın Sakız ve Sisam adalarının arasında bulunuyor. Kimsenin zaten gemiyi Hollanda'ya götürmek gibi bir niyeti de yok. Geçen gün geminin mürettebatı değiştirilerek yeni ikmal yapıldığını öğrendik" diye konuştu. Geminin ne olacağı konusunda sürekli olarak Greenpeace'nin Hollanda'daki temsilcileriyle görüştüklerini kaydeden Cangı, "Geminin Cebelitarık Boğazı'ndan çıkartılarak denizde tehlikeli atıklarından arındırılacağı söyleniyor. Ancak asbestin deniz üzerinde gemiden temizlenmesinin imkanı yok. Bu gemi Akdeniz'de dolaştırıldıktan sonra yine ilk seferinde olduğu gibi yalan beyanlarla Türkiye'ye sokulmaya çalışılacak" dedi.

Bu açıklamanın aksine Otopan'ın Türkiye'ye sokulamayacağını gören Hollanda'lı yetkililer gemiyi geri Hollanda'ya götürdü.

Pazartesi, Eylül 11, 2006

Hurda Hollanda Gemisi

Türkiye'de çevre adına yaşanan gelişmeler azda olsa insana umut veriyor. Yine böyle bir şaşırtıcı gelişme yaşandı.

Meksika bandralı Otapan adlı gemi Hollanda'dan Türkiye'ye söküm için gelirken sivil toplum kuruluşlarının uyarısı ile beyan fazlası zehirli kimyasal asbest içerdiği anlaşılınca boğaza girişi yasaklandı.

Tam bir ülkeler arası diplomatik krizin yaşandığı olaylar sonunda Çevre Bakanlığının geri adım atmayan tavrı sayesinde beyan dışı yüzlerce ton asbest içeren gemi Türk karasularına girmeden geri yollandı.

Bizde bu gelişmeyi hayretler içerisinde izledik. Hollanda Çevre Bakanının özel uçakla Türkiye'ye gelip tehdit etmesinden sonra, doğru kimse böyle bir karar beklemiyordu!!

Pazar, Temmuz 16, 2006

Karadeniz Sahil Yolu Hakkından Çevre Bakanının Basın Açıklaması

Bugün bir gazetede yer alan haberle ilgili olarak bazı yanlış anlamaların giderilmesi gerekli görülmüştür. Haberde yer alan Karadeniz Sahil Yolu’nun çevre mevzuatı ile ilgili gelişimi aşağıdaki süreç kapsamında gerçekleşmiştir.

09.08.1983 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevre Kanunu’nun 10. maddesine göre 07.02.1993 tarihi ve 21489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nin, muafiyetlerle ilgili Geçici 1. Maddesinde “Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce çevre mevzuatı ve diğer ilgili mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin ve/veya onay alınmış faaliyetlere bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz” hükmü bulunmaktadır. 23.06.1997 tarihinde revize edilen ve 23028 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği’nin muafiyetlerle ilgili geçici maddeleri ise aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: Geçici 1. Madde: “07.02.1993 tarihinden önce uygulama projeleri onaylanmış veya çevre mevzuatı ve diğer ilgili mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış veya ilgili mevzuat gereğince yer seçimi yapılmış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış faaliyetlere bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.” Geçici 2. Madde: “Bu Yönetmeliğin yayımından önce güzergâh belirlemesini gerektiren faaliyetlerden ilgili mevzuat gereğince güzergâhı belirlenen veya yatırım programına alınan petrol ve gaz boru hatları, enerji nakil hatları, otoyollar, ekspres yollar, devlet yolları ve il yolları faaliyetlerine bu yönetmelik hükümleri uygulanmaz.”

Bu kapsamda; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 01.10.1998 tarih ve B091TCK01301/675/3189 sayılı yazısı ile mülga Çevre Bakanlığı’ndan; “Samsun-Ordu-Giresun-Trabzon-Rize-Artvin illerini kapsayan Karadeniz Sahil Yolu ile ilgili projenin, 13.01.1994 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Yatırım Programı’nda yer almasından dolayı, 1997 tarihli ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında değerlendirilmesi” talep edilmiştir. Mülga Çevre Bakanlığı’nın 16.10.1998 tarih ve 2810 sayılı yazısı ile de, Karadeniz Sahil Yolu projesinin 1997 tarihli ÇED Yönetmeliği’nin Geçici 2. Maddesi uyarınca ÇED Yönetmeliği hükümlerinden muaf olduğu Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bildirilmiştir. Kanun gereği; önceki ÇED Yönetmeliklerinde muafiyeti olan kazanılmış hakların korunma zorunluluğu olduğundan 16.12.2003 tarihli ÇED Yönetmeliği’nde de geçici madde olarak muhafaza edilmiştir.
Bu nedenle doğal olarak anılan yol ile ilgili Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe tarafından imzalanmış hiçbir izin ve benzeri onay bulunmamaktadır. Ayrıca, mülga Çevre Bakanlığı döneminde verilen görüşler dışında 08.05.2003 tarihinde kurulan Çevre ve Orman Bakanlığı döneminde de söz konusu yolla ilgili verilmiş hiçbir karar yoktur. İşlemler tamamen mülga Çevre Bakanlığı döneminde tamamlanmıştır. Ayrıca Sayın Osman Pepe’nin proje ile ilgili herhangi bir imzası olmadığı gibi, döneminde kendisinden başka hiçbir yetkili tarafından da verilmiş bir karar yoktur.

Kaldı ki, haberinizde ÇED muafiyeti ile ilgili olarak sorumluluk mevkiinde göstermeye çalıştığınız 58 ve 59’uncu Hükümetler bünyesindeki önce Çevre Bakanlığı, bilahare de Çevre ve Orman Bakanlığı dönemlerinin ilk aylarında sözkonusu yolun kıyı tahkimatı, sanat yapıları, dolguları ve üst kaplamalarının önemli bir bölümü bitirilmiş durumdaydı. Kolayca takdir ve tahmin edilebileceği gibi, proje açısından geri dönülemez noktada olan bir inşaat ile ilgili olarak 58 ve 59’uncu Hükümetler döneminde “inşaat öncesi bir uygulama olan ÇED” ile ilgili bir tasarruftan sözedilemez. Dolayısıyla ÇED süreci; inşaat başlamadan, henüz planlama ve proje safhasında uygulanan bir denetim aracı olduğundan; gerek 58. Hükümet döneminde faal olan mülga Çevre Bakanlığı, gerekse Sayın Osman Pepe’nin Çevre ve Orman Bakanlığı dönemlerinde Karadeniz Sahil Yolu ile ilgili olarak yapılabilecek bir işlem kalmamıştı.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

Perşembe, Haziran 22, 2006

Çevre Mühendisi Aranıyor

****İLAN KALDIRILMIŞTI******

Firma Adı: Çev-Ar Mühendislik Arıtım Teknolojileri
Çevre Mühedisi: 1 Kişi
Aranan Özellikler:
- Ehliyet Sahibi
- İyi derecede İngilizce Bilgisine Sahip
- İstanbul Avrupa Yakasında Oturan
- Seyahat Engeli Bulunmayan
- Yurtiçi ve Yurtdışı projelerde Çevre Mühendisi Olarak Görevlendirilmek Üzere Çevre Mühendisi Aranıyor.

İletişim: http://www.cev-ar.com.tr/iletisim.htm

Cumartesi, Haziran 10, 2006

Çevre Mühendisleri İçin İş Olanakları

Çevre Mühendisliği İş İlanları Güncellenmiş Liste:
Tarih: 21-07-2007


Duru Çevre Tek. ve Lab. Hiz. Müh. Müş. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.
- Çevre Mühendisi Aranıyor
- En az 2 yıl mesleki iş tecrübesine sahip
- Tercihen ÇED konusunda deneyimli
- Tercihen İngilizce ve Autocad bilen

Adres : Meriç Sokak No:5/25 Beştepe/Ankara
Telefon : 0 312 221 31 81 (pbx)
Faks : 0 312 221 31 80
e-mail : duru@durumuhendislik.com
web: www.durumuhendislik.com




Lutfu İnal Inallar Tic. Koll. Sti
Diş ticaretle uğrasan firmamıza iyi derecede Ingilizce ve bilgisayar bilen bayan çevre muhendis