Çarşamba, Ekim 25, 2006

Zehirli Variller, Çevreye ve insan sağlığına verilen önem ve Camii Minaresi

Babam çocukluğu Trabzon ve Bayburt'ta geçmiş, karadenizin kendine has özelliklerini görerek büyümüş ve 50 sene önce İstanbul'a gelmiş bir insandır.

Yıllar boyu çeşitli işlerde çalıştıktan ve biraz eline para geçtikten sonra, çocuklugunu özlemiş olacak, İstanbul merkezine uzak bir yerden, şimdiki olimpiyat sitesi yakınlarında kendine bir arazi almış ve burayı küçük bir karadenize dönüştürmüş bir insandır.

Bunu niye mi anlattım... Devam ediyorum; neyse bu aldığı araziye kendi çapında bir çiflik kurmuştu (Tabii çiflik deyince Uzanların çifliği aklınıza gelmesin... Üç beş tavuk ördek, koyunlar ve inekler gayet ilkel bir sistem... öyle teknolojik aletler ve modern makinalar olmayan bir çiflik) Neyse gel zaman git zaman İstanbul büyüdükçe bizim çifliğin etrafı dolmaya ve İstanbul'da kemikleşmiş olan kaçak yapılanma ve varoş tabir ettiğimiz bir İlçe olmaya başladı buralar... Anadolu'dan gelen düşük bütçeli insanlar etrafta gece kondu kurmakta ve çarpık yapılaşmaya yeni yeni gecekondular eklemekte idiler.

Bu Anadolu'nun manevi yönünü içinde taşıyan insanlar bir zaman sonra küçük küçük paralarla derme çatma bir gecekondu camii inşa etmişlerdi. Dışardan bakıldıgında camii oldugunu anlamak çok güçtü ilk zamanlar, sonra birisi nerden bulduysa varilleden oluşan bir minare getirdi bu camiiye...

Hemen tesisat döşendi ve bu varil minare ayaklandırıldı çevre sakinlerinin yardımı ile... Artık ezan sesleri bu minarenin tepesine monte edilmiş bir megafondan yapılmaya başlanmıştı... Böyle bir-iki yıl ezan sesleri bu enterasan minarenin tepesinden duyulmaya başşlanmıştı.... Taa ki bir zehirli varil skandalı Tuzla'da patlaya kadar....

Tabii tuzla ile kayabaşı köyünün ne alakası var... Anlatıyorum, bir kişinin televizyonalara haber vermesi ile bu minarenin aslında boş zehirli variller üstüste monte edilerek yapıldığı anlaşıldı... Günlerce gazeteciler, bir haber alanı daha doldurmak için bu gecekondu camiye akın etti. İmam bir sürü televizyoncu ile raportaj yaptı...

En sonunda işe diyanet ve çevre sağlık ekipleri dahil oldu...

Onlarda bir ay boyunca gidip geldi bu camiiye, en sonunda Çevre Sağlık ekipleri bu minarenin gerçektende zehirli variller ile yapıldıgını anladı.....

Ve ne yaptı dersiniz... Tabii ki de halkın sağlıgını korumak için bu minare demir testeresi ile kökünden kesildi...

Buraya kadar herşey normal... İstanbul varoşları, kaçak yapılar, zehirli varilli camii minareleri ve tabii belediye ekiplerinin yerinde tespiti ile demir testeresi ile kesilen minare...

İşte şimdi başlıyoruz... Bu minare ne oldu dersiniz sonra.... Kesildigi yerde bırakıldı tabii artık dikey biçimde değil yatay biçimde... Bende merak ediydum zehirli minarenin durumunu bi gün gittim baktım...

Üç-beş tane çocuk üstüne çıkmış bu artık yatay duran zehirli minarenin sağa-sola sallanıp duruyorlar... (Bu olayı 2006 ağustos ayında gördüm şu an itibarı ile var 2 ay).... Neyse bayram tatilinde yine gittim baktım minare hala yatay şekilde duruyor... Çocuklar yoktu üstünede malum bu ara havalar yağışlı yerler çamur oluyor....

Artık çocuklar bu zehirli minare ile oynamak için yazı beklerler... Nasıl olsa haberi çoktan yapıldı ve tüketildi... Televizyonlar bir görevi daha yerine getirdi... kamuyu bilgilendirdi ve minare kesilip yatay konuma getirildi...

Zaten ben Çevre Mühendisliğinde öğrenciyim, zehirli varili yatay konuma getirince tüm zehirler arıtılmış oluyor, ucuz bir arıtma ve bertaraf şekli...

Zaten gazetelerde artık gelmiyor haber yapmak için... Yani artık o minare halka zarar vermez... Hani ağaç ya o variller kökünden kesince tüm zehiri kayboldu....

El-insaf yahu... Yaw niye gelip uğraştınız o minare ile yahu dikey konuda duruyodu ne güzel çocuklarda oynamıyodu tepesinde... Ama belediyede haklı oralarda çocuk parkı yok hem halka hizmet yaptılar... Zehirli çocuk oyun parkı...

Bide bu minarenin zehirli varil oldugunu keşfeden zatı merak ediyorum... Nerden bildi ben mesela çevre mühendisliği öğrencisiyim ben anlamamıştım, cidden helal... Yanlız tabii eğitimini almak farkediyo çünkü adam şu an sanırım zehirli variller yatay konuma gelince ve üstünde çocuklar oynayınca sağlığa bir zararı olmadıgını düşünüyor demek ki... Ama bence hala sağlığa zararlı...

Yada ne bilim koca belediye yahu benden az mı bilcek... Demek ki bir bildikleri var....

Ne kadar yazık ya...

Pazar, Ekim 01, 2006

Asbestli gemi Yeni Bir Girişim Oluşturdu

Otopan'ın Türkiye'ye getirilmesini engellemek için uğraşan çevreciler, Ege Çevre ve Kültür Platformu bünyesinde 'Tehlikeli Gemi Sökümünü Önleme Girişimi' adı altında birleşti.

Beyan edilen asbest miktarından onlarca kat daha fazla astbest taşıdığı gerekçesi ile Aliağa Gemi Söküm tesislerine gelirken son anda Çevre Bakanlığı tarafından Türk Karasuları'na girişi engellenen Otopan gemisiyle ilgili son gelişmeleri anlatan EGEÇEP Dönem Sözcüsü Avukat Arif Ali Cangı, geminin Hollanda'ya geri götürüleceğine inanmadıklarını söyledi. Geminin Çeşme açıklarında tutulduğunu belirten Cangı, "Gemi halen Çeşme'nin 11 mil açığında Türk karasularının hemen dışında Yunanistan'ın Sakız ve Sisam adalarının arasında bulunuyor. Kimsenin zaten gemiyi Hollanda'ya götürmek gibi bir niyeti de yok. Geçen gün geminin mürettebatı değiştirilerek yeni ikmal yapıldığını öğrendik" diye konuştu. Geminin ne olacağı konusunda sürekli olarak Greenpeace'nin Hollanda'daki temsilcileriyle görüştüklerini kaydeden Cangı, "Geminin Cebelitarık Boğazı'ndan çıkartılarak denizde tehlikeli atıklarından arındırılacağı söyleniyor. Ancak asbestin deniz üzerinde gemiden temizlenmesinin imkanı yok. Bu gemi Akdeniz'de dolaştırıldıktan sonra yine ilk seferinde olduğu gibi yalan beyanlarla Türkiye'ye sokulmaya çalışılacak" dedi.

Bu açıklamanın aksine Otopan'ın Türkiye'ye sokulamayacağını gören Hollanda'lı yetkililer gemiyi geri Hollanda'ya götürdü.