Çarşamba, Kasım 07, 2007

Türkiye'de Kuraklık Tehlikesi ve Çevre Uygulamaları

Yıllar boyunca ülkemizin su zengini bir ülke olduğu öğretildi bizlere okullarda. Sonradan okuyup Çevre Mühendisliği Lisans Programını kazanınca Üniversitemizin bir baktık ki aslında Türkiye içilebilir su kaynakları açısından potansiyel alarm bölgeleri arasında. (US Filter Corporation'ın haritasını bi daha ki yazımda bloga koyucam)

Sonra bunu sadece Çevre Mühendisleri ve konunun uzmanları değil tüm Türkiye öğrendi, okuma yazma bilmeyen yaşlılarımıza kadar. Çünkü Ankara ve İstanbul başta olmak üzere su sıkıntısı baş gösterdi. Gazeteler bas bas bağardı suyu idareli kullanalım diye.

Hatta bu yazıyı yazdığım saatlerde Ankara'nın bir çok yerinde su yok, çünkü barajlarda doluluk oranı Ankara çapında yüzde 1-2 ler ile gösteriliyor.

Tam bu noktada Çevre Mühendisliği alanına su sıkıntısı giriyor. Mesela İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının parmak bastığı bir nokta "Ülkemizde ağaçta aynı su ile sulanıyor, ineklerde besi çifliklerinde aynı sudan içiyor, beton harcıda aynı su ile yapılıyor."

Acilen bir su politikası oluşturmamız lazım bu politika gelecek yıllarda ki baraj yapımlarından, sanayi tesislerinde kullanılan suyun geri dönüşümünü ve hatta evsel atıksuların orman alanlarında ki ağaçların sulaması dahil geniş kapsama sahip olmalı.

Cuma, Temmuz 20, 2007

TOSYÖV Çevre Projesi

2008 yılı ile birlikte Türkiye'de, AB ve onunla uyumlu Türk çevre mevzuaatı gereği Çevre Koruma Yatırımları büyük hız kazanacak. Türkiye buna hazırlanıyor.

İstanbul Dudullu Organize Sanayi Bölgesinde Çevre Koruma Refleksini Güçlendirme, Örgütlenme ve bölge Katı Atık Yönetim Sistemi Oluşturmaya Hazırlık Çalışma Projesi sürüyor.

TOSYÖV İstanbul Destekleme Derneği'nin İdtanbul dudullu Organize Sanayi Bölgesi'nde yürüttüğü, AB destekli projede eğitim çalışmaları önemli bir yer tutuyor. Yoğunluk yönünden Türkiye'nin en büyük organize sanayi yerleşkesi olan bölgede, bir yandan çevre bilinci ve koruma reflesini güçlendiren bilgiler ve detaylar, fabrikalardan gelen işletme çevre sorumlusu katılımcılara aktarılırken bir yandan da işletmelerin bir bütün olarak bölgenin çevre envanteri konusunda veriler toplanıyor.

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, koordinasyonu Devlet Planlama Teşkiletı Müşteşarlığı tarafından yapılan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Teşkilatı tarafından izlenen ve OSB'nin iştirakçi olduğu proje uygulamasında önemli saptamalar yapılıyor, şöyle ki;

Katı atık toplayan lisanslı firmalar, sürekli denetim altında tutuluyor.

İzmit izaydaş, tehlikeli atıkları toplama tekel olmasına rağmen kapasite sorunu yaşıyor ve bu da tehlikeli atıkların uzaklaştırılmasında aksamalara yol açıyor. Ayrıca tehlikeli atıkları için yetkili toplayıcı firmalar belli bir kapasite dolmamışsa gelmiyolar ve bu da sanayi tesisleri için uzun süreli depolanma sorunlarına yol açıyor.

Belediyeler konu ile ilgili yeterince örgütlenmiş ve donatılmış durumdan uzak oldukları gibi uygulamada yetki karışıklığı oluşuyor.

Sorunlardan biride arıtma tesislerinde biriken çamuru belediyer çöp kabul edip almıyorlar.

En büyük sorunda bölge içinde bir fabrikanın atıgını başka bir fabrika kullanabilecekken bu atık çöp olarak düşünülüyor.

Salı, Haziran 05, 2007

Endüstriyel Reverse Osmosis Sistemleri

Reverse Osmosis sistemleri, günümüzde en yeni ve hızlı gelişen su arıtım teknolojisidir. Geçmiş yıllarda çok yeni ve pahalı olmasından dolayı sadece susuz bölgelerde deniz suyundan içme suyu elde etmede, ilaç ve kozmetik sektörü gibi yüksek kalitede suya ihtiyaç duyan işletmelerde kullanılmakta iken bugün işletim sistemlerinin basitleştirilmesi ve yeni teknolojilerle fiyatlarının uygun seviyelere gelmesi ile kullanımı yaygınlaşmıştır.

Endüstriyel ters osmos sistemleri,
� Şebeke ve acı kuyu sularının içme suyuna dönüştürülmesinde,
� Çok düşük iletkenliğe sahip sular ile üretim yapan proseslerde,
� Atıksu geri dönüşüm proseslerinde,
� Metal içeriği yüksek olan suların arıtımında,
� Deniz suyundan tatlı su elde edilmesinde tercih edilirler.

RO arıtım sisteminin temelinde yarı geçirgen membranlar vardır. Bu membranlar üzerindeki yarı geçirgen gözenek yapısı, saf suyun molekül çapından daha büyük, sudaki çözünmüş maddelerin molekül çaplarından daha küçük yapıya sahiptir. Membrana yüksek basınçlı su verildiğnde sadece saf su molekülleri ve sudaki eriyiklerin ancak %1-3�ü membran gözeneklerinden içeri nüfuz edebilir. Böylece sudaki eriyikler çaplarına bağlı olarak minimum %98 oranında tutulurken askıda katı partiküller, bakteri ve virüs gibi mikroorganizmalar süzülmüş olur. Gözeneklerden geçemeyen daha yoğun moleküllü su drenaja verilirken aynı zamanda membranın tıkanması önlenmiş olur. Yapılan işlem tamamen fiziksel olduğu için çevre dostudur.

R.O. sistemini kullanarak kaynak suyu kalitesinden daha iyi kalitede su elde edebilirsiniz.

� IDEAL Endüstriyel RO sistemleri PLC kontrollü ve tam otomatiktir, kullanımı pratiktir.
� Sistemin uzun süre hizmet verebilmesi, bakım ve koruma masraflarını en aza indirebilmek için konstrüksiyon paslanmazdan imal edilmiştir.
� Membran kılıfı isteğe bağlı olarak paslanmaz veya FRP seçilebilir.
� Yüksek basınç pompası dik milli santrifuj ve SS316 çeliktir.
� Flowmetre ve TDSmetre gibi sistem performansını anında gösteren aksesuarlardan kaçınılmamıştır.
� RO arıtım sisteminin her koşulda mükemmel çalışması ve giriş suyu kesilmelerine karşı pompayı korumak için giriş basınç sensörü, rezerv tankı dolduğunda sistemi kapatacak seviye kontrol sistemi vardır.
� Membranın uzun ömürlü çalışabilmesini sağlamak için autoflush (sistemde oluşabilecek tıkanmaları geciktirici otomatik yıkama vanası) ile sistem geri kazanımı ve pompa debi stabilizasyonunu sağlamak için recycling ayar vanası kullanılmıştır.
� RO sisteminin yüksek verimle çalışmasını sağlayacak koruyucu arıtım ve kimyasal dozlama sistemlerinin istenen su kalitesi ve debiye bağlı olarak hesabı uzman mühendis kadromuz tarafından yapılacaktır.

Yüksek iletkenlikli ham su beslemesi yapılan kazanlarda kondens blöfünün azaltılarak enerji tasarrufu sağlamak için kurulacak REVERSE OSMOSIS sistemi kendini 6 ile 15 ay gibi (ham suyun iletkenliğe bağlı olarak) bir sürede amorti edecektir.

Otomatik Yumuşatma Sistemleri

Su Yumuşatma: Sudaki kalsiyum ve magnezyum iyonlarının sebep olduğu sertliğin katyonik reçine kulanılarak çeşitli filtrasyon yöntemleri ile sudan alınması işlemidir.

Sert sular; özellikle buhar kazanlarında, sıcak su tesisatlarında kireçtaşı bağlayarak kesitlerinin daralmasına ve çok büyük ısı transfer kayıpları ile fazla enerji tüketimine yol açar.

Özellikle işletme için gerekli suyu yeraltın sularından sağlayan fabrikalarda su yumuşatma sistemi kullanılması gerektedir.

Yaygın kullanılan sistem katyonik reçine tankı ile tablet tuz tankının ayrı ayrı olduğu sistemlerdir. Yumuşatma sistemlerinde kullanılan tüm kontrol valfleri servis, rejenerasyon ve ters yıkama işlemlerini otomatik yapar. Sistemi oluşturan quartz, divinil benzen bazlı reçine ve lineer elyaf takviyeli epoxy kaplı polietilen tank dünya gıda normlarına uygundur. Taşmaya karşı şamandıra korumalı polietilen tuz tankı sisteme dahildir. Rejenerant madde olarak tuz kullanılır. Tuzlu su çözeltisi için gerekli su her rejenerasyondan sonra kontrol valfı tarafından tuz tankına doldurulur.

Yumuşatma sistemi seçiminde proje mühendislerimiz suyunuzun debi, sertlik derecesi ve diğer parametrelerine bağlı olarak gerekli reçine miktarını hesaplar. Hassas şekilde hesaplanan bu sistemler ile ters yıkamadaki tuz, su ve zaman kaybınızın minimuma inmesi sağlanır.

Otomatik kontrol sistemleri ile donatılmış bu cihazlar, ters yıkama ve rejenerasyon işlemlerini standart modellerde;

- Zaman kontrollü, isteğe bağlı olarak
- Hacim kontrollü veya
- Fransız Sertlik kontrollü olarak,
insan müdahalesine gerek duymaksızın yapar.

Aktif Karbonlu Filtrasyon Sistemleri

Aktif karbon; çoğunlukla hindistan cevizi kabuğundan 800ºC buhar altında dumansız yakılarak aktiflik kazandırılmış organik bazlı kömürlerdir.

Suda organik maddelerin sebep olduğu koku, tat ve renk problemlerini giderir. Klor ve klor bileşikleri, deterjan, petrol, sanayi atıklarını, solventleri ve asbest gibi maddeleri adsorbe eder.

Ideal AC Serisinde kullanılan tüm kontrol valfleri servis ve ters yıkama işlemlerini otomatik zaman kontrollü yapar. Sistemi oluşturan Quartz, aktif karbon mineralleri ve lineer elyaf takviyeli epoxy kaplı polietilen tank dünya gıda normlarına uygundur.

Aktif karbon filtre seçiminde proje departmanımız suyunuzun debisine, organik madde, aktif klor miktarına göre optimum yüzey geçiş hızını saptar. Aktif karbon adsorpsiyon katsayılarını gözönüne alarak yüzeyin tutabileceği madde miktarını, ters yıkama ve durulama sürelerini belirleyerek en verimli sistemi seçer.

Ters yıkama işlemi aktif karbon mineralinin rejenerasyonu için değil, basınç altında sıkışıp bloklaşan mineral gruplarını dağıtmak amaçlı yapılır.

Cuma, Mayıs 18, 2007

Kurum Filtresi ve Siklonlar - Örnek Çizim


ODUN, KÖMÜR GİBİ KATI YAKITLARIN ISINMA VE PİŞİRME MAKSATLARIYLA KULLANILDIĞI YERLERDE ATIK BACA GAZI İÇERİSİNDE BULUNAN KURUM ÇEVRE HAVAYA ATILMAKTADIR. BU SİSTEMLERDE KULLANILACAK YAŞ KURUM FİLTRESİ BACA GAZI YIKAMASI YAPARAK DUMANI TEMİZLEYECEKTİR.

BACA GAZI YIKAMA SİSTEMİ - YAŞ TİP KURUM TUTUCU
- Paslanmaz çelik Su tankı, kirli su ve tortu haznesi, arıtılmış su haznesi
- Paslanmaz çelik Su devir daim pompası
- Paslanmaz çelik Yıkama ve toplama kazanı
- Su püskürtme sistemi, nozullar ve damla tutucu ( mist eliminator )

Basit Siklon Çizimi

Cuma, Ocak 19, 2007

Küresel Isınma ve Kış Neden Gelmiyor

New Scientist ve Nature gibi dünyanın en saygın bilim dergileri, son 5 yıldır yayınlanan tüm baskılarında "Küresel ısınma felaketi geliyor! Eğer küresel ısınmayı önleyemezsek dünyanın sonu gelecek!" uyarılarını yapıyordu. Ancak küresel ısınma, çevreci gruplar haricinde birçok insan tarafından görmezden geliniyordu. Ancak dünya bu yıl felaketin kapıda olduğunu anladı. 2006 yılı dünya genelinde, meteoroloji kayıtlarının tutulduğu 17’inci yüzyıldan bu yana en sıcak 6’ncı yıl oldu. ABD, Avrupa ülkeleri ve Türkiye’de sıcaklıklar mevsim normallerinin ortalama 3-5 derece üzerinde seyretti; daha da kötüsü 2007 en sıcak yıl olacak. İşte dünyayı şaşkına çeviren ve "Kış nereye gitti?”" sorusunu gündeme getiren gelişmeler:

HELİKOPTERLE KAR SERVİSİ
* Alpler’deki kayak merkezleri kar yağmayınca yapay karla idare etmek zorunda kaldı. Almanya, Fransa, Avusturya ve İsviçre’de her yıl 240 milyon turistin kayak yaptığı tesislerde doluluk oranı yüzde 20... Kış Olimpiyatları ve Snowshoe Kayak Festivali’nde pistlere helikopterlerle kar taşınıyor.

MOSKOVA’DA PAPATYALAR
* Rusya’nın başkenti Moskova’da papatyalar ve menekşeler açtı. 40 yıl aradan sonra ilk kez yılbaşında Kremlin Meydanı’na kar yağmadı. Hava sıcaklığı 9 dereceyi buldu. Mevsim normallerine göre, Moskova’da Ocak sıcaklığı -5 derece....

AĞAÇLAR ÇİÇEK AÇIYOR
* Romanya ve Bulgaristan’da sıcaklıklar 15 dereceyi aştı. Fransa’nın Nice kentinde, İtalya’nın güneyinde, İspanya’da ve Yunanistan’da insanlar yeniden denize girmeye başladı. New York’ta sıcaklık 15 derece. Central Park’ta ağaçlar çiçek açtı.

KUZEY DENİZİ RIVIERA OLACAK
* AB Komisyonu’nun raporuna göre, Avrupa’nın kuzeyinde ılıman bir iklim olacak. Bu sayede tarım üretimi yüzde 70 artacak. Kuzey Denizi sahilleri yeni Riviera olacak. İsveç ve İngiltere gibi ülkeler, küresel ısınma nedeniyle avantajlı konuma geçecek.

BARAJLARDA SU % 25 AZALDI
* Geçen Ocak’ta İstanbul’daki 17 su kaynağının yüzde 81.3’ü doluydu. Bu yıl 11 Ocak rakamlarına göre ise doluluk oranı yüzde 56’ya düştü. Baraj ve diğer su kaynakların yüzde 44’ü yağmur beklerken, geçen yıla oranla yüzde 25’lik bir daralma yaşanıyor. Aralık 2005’te doluluk oranı yüzde 63.4 iken, Aralık 2006’da yüzde 58’e düştü. Geçen yıl şubat ve mart ayında gelen yağışlarla birlikte barajlardaki doluluk oranı yüzde 98’e çıkmıştı.

Günde 10 tişört satıyoruz sanki yaz ayında gibi
Küresel ısınma sektörleri de zora soktu. Mantolar, kazaklar soğuk bir kış için hazırlanan tekstilcilerin elinde kaldı, zincir satanlar iş yapamadı... İşte küresel ısınma yüzünden değişen dengeler....

İlyas Kuriş (Damat/Tween/ADV Akmerkez Mağaza Müdürü): Kışlıklarda geçen yıla göre düşüş var. Gerçek anlamda kış yaşanmadığı için kimse kaban, mont, palto gibi kalın ürünler almıyor. Buna karşılık baharlık dediğimiz trikolar gidiyor. Mesela günde 10 tişört satıyoruz. Sanki yaz mevsimindeyiz.

Kazak mont satışı % 40 düştü
Süleyman Orakçıoğlu (İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı ): Kışlıkların satışında yüzde 40’lık düşüş var. Küresel ısınma koleksiyonları değiştirdi. 1.5 kg olan ceket ağırlığını 280 grama düşüren bir teknoloji kullanmaya başladık. Mecburen gömlek hafifliğinde ceket üretiyoruz.

Şubat sonunda yaz sezonu
Nafiz Yılmaz-Elle Ayakkabı Akmerkez Mağaza Müdür Yardımcısı: Satışlar havalarla doğru orantılı. Havalar tüketiciyi çok etkiliyor. Artık botlar pek revaçta değil. Havalar karlı, yağmurlu olsa, kış mevsimi gerçek anlamda yaşansa satışlar daha da artacak. Şubat sonu gibi kışlık sezondan çıkıp yazlık sezona geçeceğiz.

Doğalgaz tüketimi azaldı
İGDAŞ’ın abone sayısı arttı ancak doğalgaz tüketimi azaldı. 2005 sonu itibarıyla abone sayısı 3 milyon 5 bin 927’ydi. 2006 sonunda 3 milyon 317 bin 446’ya yükseldi. Buna karşılık gaz tüketimi azaldı. Aralık 2005’te abone başına tüketim 193.4 metreküpken, Aralık 2006’da 183.685 metreküpe geriledi.

Alıntıdır...

Pazar, Ocak 07, 2007

Çevre Kirliliği ve Temiz Üretim

Ülkemizde son derece ihlal edilen bir konu olan Temiz Üretim ile ilgili Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bölüm Başkanı Göksel Demirer Hocamızın biz mühendisler için faydalı yüzlerce bilgi bulunan temiz enerji sayfasını tanıtmak istedim bu yazımda....


Özellikle 20. Yüzyıl’ın ikinci yarısında baş döndürücü bir hıza ulaşan teknolojik ve endüstriyel gelişmelerin beraberinde getirdiği çevresel değerlerin tahribi, çevre kirliliği ve yenilenemeyen kaynakların hızla azalması günümüzde hızlanarak sürmektedir.

Endüstrileşme ve yaşam biçimlerindeki değişmeye paralel olarak ortaya çıkan atıklar, zaman içinde logaritmik bir artış göstermiş ve bu atıklardan kaynaklı yaşanılan yerel çevre sorunları küresel bir boyut kazanmıştır. Ozon tabakasındaki delinme, küresel ısınma, asit yağmurları, çeşitli doğal alıcı ortamlara -özümseme kapasitelerinin çok üzerindeki miktarlarda- yapılan toksik ve tehlikeli atık deşarjları bu kapsamda sayılabilir.

Alıcı ortamların kirlilik özümseme kapasitelerinin aşılmaya başlanması, doğal ortamdaki dengelerin geri dönüşü zor/imkansız bir şekilde değişiyor olması, çevre kirliliği kaynaklı büyük ölçekli sağlık sorunlarının gündeme gelmesi ve doğal kaynakların hızla tüketilmesi, vb. süreçler sonucu çevre sorunlarının bir kriz boyutuna ulaşması özellikle zengin Kuzey ülkelerinden başlayarak bu soruna farklı bakış açılarını da beraberinde getirdi. Geleneksel olarak oluşan büyük miktarlarda atığın alıcı ortamlara verilmeden önce çeşitli arıtma yöntemleri ile uzaklaştırılması (ki bu zararlı maddelerin ortadan kalkmasını değil sadece bir fazdan başka bir faza dönüştürülmesini sağlayan bir yaklaşımdır) arıtılması, oluşan atık miktarının ve arıtım maliyetinin sürekli artması ile alıcı ortam deşarj standartlarının, kamuoyunda yükselen çevre bilincine paralel olarak, sürekli düşürülmesi endüstriyi bu sorun için daha ucuz çözüm yollarını aramaya yöneltti. İşleyişleri gereği asıl amacı çevresel duyarlılık değil, üretim süreci sonucu oluşacak artı değerin maksimize edilmesi olan şirketler ürettikleri atıkların arıtım ve nihai depolama masraflarını en aza indirebilmek amacıyla, daha az atık üreterek işleyişlerini sürdürebilmenin yollarını aramaya başladılar. Buna ek olarak, son 20-30 yılda artan çevre duyarlılığı özellikle Kuzey ülkelerinde yaşayan tüketicilerin artan bir şekilde üretim, kullanım ve kullanım sonrası süreçlerinde çevreye daha az zarar veren ürünleri tercih etmelerine sebep oldu. Çevreye daha az zarar veren ürünlerin talep görmeye başlaması pek çok endüstriyel sektör için yeni bir rekabet alanı ortaya çıkardı.Bu yeni yönelim sonrası yapılmaya başlanılan çalışmalar sonucu alınacak basit önlemlerle bile üretim sürecinden faydalı bir ürüne dönüşemeden geçerek atık haline gelen hammaddelerin daha etkin kullanımı sonucu bu kayıpların önlenebileceği ve aynı zamanda atık üretiminin azalabileceği ortaya çıktı. Bunu ürünlerin maddesel içeriklerinin azaltılması, üretim için kullanılan maddelerin çevreye daha az zararlı olan maddeler ile değiştirilmesi, üretim ve kullanım esnasında gerekli olan su ve enerji ihtiyaçlarının düşürülmesi gibi yaklaşımlar izledi. Sonuçta atık azaltılması, kirlilik önleme, geri dönüştürme, yeniden kullanım, ürünün çevreye daha duyarlı tasarımı, vb. konular üzerinde yapılan araştırmalar hızla artmış ve bir zamanların “ütopya”sı olan ürün ve hizmetlerin ardında daha az artık ve atıklar bırakarak üretilmesi fikri örnek uygulamalarıyla beraber gündelik yaşamımıza Temiz Üretim (TÜ) adı altında girmeye başlamıştır. TÜ (Cleaner Production) en genel anlamıyla, önleyici çevre yönetimi stratejilerinin üretim süreci, üretilen , hizmet ve ürünler için bütünsel bir şekilde, sürekli olarak uygulanarak, bunlardan kaynaklanan insan sağlığı ve çevresel değerler üzerindeki risklerin ortadan kaldırılması ya da azaltılması ve verimliliğin arttırılması olarak tanımlanmaktadır.

Alışılagelmiş kirlilik kontrolü yaklaşımların tersine TÜ proaktif bir yaklaşımdır. Kirlilik kontrolü yaklaşımları üretim ve tasarım aşmalarını değişmez faktörler olarak benimseyip kirliliği de bu aşamaların kaçınılmaz bir sonucu olarak görmekte ve kirlilik meydana geldikten sonra bu soruna çözüm getirmeye çalışmaktadır. Dolayısı ile bu yaklaşımlar kirliliği daha iyi tanımlama ve atıkları arıtma ve bertaraf etme üzerine odaklanmakta ve kuruluşlara önemli miktarlarda ek maliyet getirmektedir. Öte yanda, TÜ yaklaşımları kirliliği ve atıkları dizayn, kaynak kullanımı ve üretim prosesleri aşamalarındaki yetersizlik, verimsizlik ve etkisizliğin bir sonucu olarak görmekte ve soruna bu aşamalarda gerekli gelişmeleri sağlayarak çözüm getirmeyi amaçlamakta, dolayısı ile sadece atık oluşumunu azaltmakla kalmamakta aynı zamanda ekonomik faydalar da sağlamaktadır.

Yukarıda da belirtildiği gibi, TÜ günümüz çevre sorunlarına kalıcı çözümler getirebilme kabiliyetine sahip önleyici uygulamalara dayanan bir yaklaşımdır. Gün geçtikçe dünyada bu anlayışı benimseyen ülke sayısı gittikçe artmakta, ulusal ve uluslararası ölçekte birçok kurumun da desteğiyle temiz üretim uygulamaları her türlü üretim faaliyetinde benimsenmeye ve uygulanmaya başlanmaktadır.

Ülkemizde de TÜ konusunda bazı çalışmalar yapılmış olmasına rağmen, bu çalışmalar yeterli düzeye ulaşamamıştır. Bu durumun nedenlerinden biri de bu konu hakkında ilgili kuruluşların ve özellikle halkın yeterli şekilde bilgilendirilmemesi ve özendirilmemesidir. Özellikle, TÜ hakkında yeterli miktarda bilgilendirici yazılı dokümanın olmaması ve olanların da herkese tarafında ulaşılabilir durumda olmaması bu durumu daha da kötüleştirmektedir.

Hazırladığımız bu site, bu bilgi kaynağı eksikliğini gidermek ve TÜ konusunda çalışmalar yapan kişiler arasında karşılıklı iletişim olanağı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Sitemiz, TÜ konusuyla ilgilenen gönüllülerin de katkısıyla bir temiz üretim bilgi kaynağı oluşturmayı hedeflemektedir. Bu yüzden, dışarıdan gelecek her türlü katkıya açık olduğumuzu belirtmek isteriz. Umarız, bu site ülkemizde yapılacak olan TÜ çalışmalarına az da olsa katkıda bulunur.

Göksel Hocamızın websitesi değişmiş. Temiz üretimle ilgili çalışamaları ve etkinlikleri artık http://144.122.60.76/people/gndemirer/links/temizuretim/index.htm sayfasından yayınlanıyor.

Çevre Mühendisliğinin Altın Kuralları ve Kaideleri

Web de gezinirken Gürdal Kanat Hocamızın sitesinde ki bu yazıyo gördüm..

Faydalı olur diye çevre mühendisi arkadaşlar için buraya koyuyorum...

1-Maddenin Korunumu Prensibi
“Var olan hiçbir maddeyi yok edemezsiniz, arıtım yaparak dahi…Peki, arıtım ne işe yarar?”

2-Arıtım için 2 şey gereklidir : Teknoloji (mühendislik) ve Para

3-Ç.O. doğanın kanunu gereği az bulunur

4- Dolayısıyla anaerobik ortam oluşur.

“Anaerobik süreç de bir arıtımdır. Peki, o zaman neden istenmez?”

5- Bazı arkadaşlarımın ısrarı üzerine : Seyreltme de arıtımın bir parçası olabilir.

“Zaten arıtımda sıfır deşarj yapmıyoruz ki”

6- Büyük güçler de hata yapabilir. İşte örnekler :

Avrupa ve Amerika’da çok sayıda atıksu arıtma, çöp depolama, vs. tesisi kurulmuş ve başarıyla işletilmekte fakat ülkemizde kötü örnekler var :

i- Odayeri (İstanbul) katı atık depo sahasını planlayan Amerikalı şirket, çöpümüzle ilgili birçok analiz olmasına rağmen yaptığı sızıntı suyu hesabı 5-10 kat kadar hata ile gerçekleşmiş ve bazı işletme problemlerine (dolayısıyla maliyete) yolaçmıştır (Kaynak : Odayeri (İstanbul) katı atık depo sahası projeleri)
ii- Benzer şekilde Bursa-Demirtaş depo sahası gazından elektrik elde edilmesi projesinde, yabancılar tarafından hesaplanan gaz miktarının sadece %30 kadarı elde edilebilmekteymiş (Kaynak : UKAK Kongresi, İzmir 2001)
iii- Fransız bir firmanın yaptığı Elmalı barajındaki terfi pompalarının yanlış (daha büyük) seçiminden dolayı kaynaklanan bakım - servis ve elektrik enerjisi maliyeti her sene son model bir mercedes otomobile denk geliyor... Tolga SEMERCİ - Çevre Mühendisi

[Sizin de bildiğiniz bu tür hatalar varsa mailime, mümkünse kaynak belirterek bildirin.]

7- Gelişmekte olan ülkelerin Sanayileşmiş ülkelerin seviyesine ulaşması imkansız denebilecek derecede zordur :
According to Grau (1994), countries with low annual per capita gross national product (GNP), <$1000-2000, not only lack the resources to construct treatment plants but also cannot maintain them. Meanwhile, only about 3% of a country's GNP can realistically be spent on environmental protection (World bank). Taking as an example of 6 eastern European countries (the average GNP in 1990 was 1985 $/c-year) and assuming that 1.5% of the GNP could be spent on wastewater disposal and treatment plants, the calculated average period to meet EU water quality standards will be 80 years. If the average depreciation time of a treatment plant is 20 years, the minimum GNP of about $2000/inh.y is needed to safeguard basic communal wastewater treatment (secondary or equivalent).

7a- Hangi Ülkeyi İzlemeliyiz :

GNPsi bizden 10 kat fazla olan ABDyi değil tabiî ki. “Ayağını yorganına göre uzat” diye yüz yılların birikimi ile söylenmiş atasözümüz var. Fakat ne yazıkki, üst düzey yöneticilerimiz zengin olan ABDye özenip aynısını yapmaya kalkıyor, böylece kıt olan kaynaklarımız da heba olup gidiyor (her şehre havalimanı kampanyası ve Isparta’da otlayan inekler örneğini veririz hep).

Tayvan, G.Kore gibi ülkeleri de yakalamamız artık epeyce zor. Güzel bir örnek var, Brezilya. Low-cost bir kompost tesislerinin tanıtım filmini gördüm, gerçekten uygulanabilir. Bizdeki gibi computerler ile automize edilmiş değil. Yetersiz kaynakları olup çevre açısından güzel örnekler sunabilen bir ülke. İzlememizde fayda var.

8- Arıtma Büyük Maliyetleri Gerektirir :
Boston, Massachusettes ve Los Angeles’ta atıksu arıtımı ve uzaklaştırılması için tahmini, aylık 100 $/hane’lik harcama gerekecektir. (W.F.Garber, WST, 26,7-8,1992)

9- Çöplerin Düzensiz Depolanması :
Ülkemizde, yayın sayısı artığına göre Lab. Bilimi ilerliyor ama uygulamada basit fakat önemli olan çevre …

10- Şehir Arıtma Tesislerinin Verimi Nasıl Denetlenebilir

Büyükşehirlerdeki sanayi arıtım tesisleri denetimi ve deşarj (KÖP ücreti) buna bir cevap olabilir. ABD EPA’ya baktığımızda :
Subject: public WWTPs controlling
How public WWTPs are controlled by government (e.g., in the USA), or should be?
Any info. or web site? Thank you in advance.
----------------
US Environmental Protection Agency (USEPA) sets the standards. Plants are issued permits, usually for 5 years. System is called the National Pollution Discharge Elimination System (NPDES). In most cases the actual permitting authority is delegated to the states. Example, we are issued our permit from the Wisconsin Department of Natural Resourses. For a brief intro, see the USEPA NPDES website at http://cfpub.epa.gov/npdes/. Hope this gets you started.

11- Risk ve Ekonomik Analiz Önemli
Society in general accepts death rates of 1 in 8,000 for road accidents, and 1 in 25,000 from playing soccer (Toplumun kabul ettikleri) and yet risks from pesticides in drinking water of 1 in 700,000 or nuclear accidents from power stations of 1 in 10 million are not. Views can change, the 1 in 200 risk from smoking is not now acceptable to a large section of the community.
(Financial implications for water customers Dr Rowena J Tye, United Kingdom)

The human and socioeconomic costs of unmanaged and under-managed domestic waste are also very high. In India, the 1994 plague epidemic resulted in a loss of tourism revenue estimated at $US 200 million; in Peru, a recent cholera epidemic resulted in an estimated loss amounting to three times the expenditure on water and sanitation for the entire country over the preceding 10 years; and in Shanghai, China a recent major outbreak of hepatitis A was attributed to sewerage contamination.
(Cities Feeding People CFP REPORT SERIES Report 27Community-Based Technologies for Domestic Wastewater Treatment and Reuse: options for urban agriculture by Gregory D. Rose Spring 1999)

12- Doğanın düzeni : Anaerobik + Aerobik

(Bilimin teknoloji ve mühendislik yoluyla insan yararına sunulması gerekiyor, biz yapabiliyormuyuz)

Hollandalı uzman Lettinga nın yazısını okuyordum, anlamak için 2-3 kere okumakta fayda var. (Water Science & Technology Vol 52 No 1-2 pp 1–11) Sağolsun, bizim bilim adamlarımızın yerine zengin olmayan Ülkeleri düşünüyor, yüzlerce bilimsel makalesinin arasında bizim gibi zengin olmayan ülkelerdeki arıtım sistemi nasıl olmalı diyerek düşünce üretiyor (İlginçtir, bizim gibi ülkeler için arıtım sistemi nasıl olmalı diyerek düşünce üretenler de genelde yabancı bilim adamları, ayrıca bkz. Containment landfills: the myth of sustainability A. Allen, Department of Geology, University College Cork, Cork, Ireland, Engineering Geology 60 (2001) 3±19 )
Lettinga, öncelikle, doğanın düzeni gereği organik atıkların doğal ortamlarda anaerobik olarak ayrıştığı üzerinde durmuş. Bu düzenin bir hikmeti var diyerek düşünmeye başlamış, gerçekten de suya oksijen vermek ucuz değil.

Ayrıca, Lettinga bununla da kalmayıp, zengin ülkelerdeki şirketlerin (özellikle ABD gibi) şubeleri vasıtasıyla sadece kendi pahalı aerobik sistemlerini pazarladığını ve bu yüzden zengin olmayan ülkelerin yeterli ve sürdürülebilir arıtma sistemlerine sahip olamadığını söyleyebilecek kadar cesaretli.

Bahsettiği Amman arıtma tesisini dolaştık, biz deki gibi yapılmış ama dev boyutlu RBCler hiç çalıştırılmıyor.

------------

Diğer bir makale de ilginç.

Waste Manage Res 2005: 23: 20–31

The effect of food waste disposers on municipal
waste and wastewater management

Natasha Marashlian
Mutasem El-Fadel
Department of Civil and Environmental
University of Beirut, Lebanon.)

13- Zengin Ülkelerdeki Arıtım Tesisleri=Sanayi üretim gücü

Ülkemizde bilimin güçlenebilmesi için öncelikle laboratuarlarımızdaki teknolojik aletlerin Türkiye’de üretilebiliyor olması gerekir. 90’lı yıllarda Kuzey Avp.nın bir kısmındaki tesisileri gezmiştim, 2006 yılında ise Hamburg'un kanalizasyon ve atıksu arıtma tesislerini inceledim. Bu sefer, tesis bilgilerinden çok nasıl bu kadar ilerleme sağlamışlar diye irdelemeye çalıştım. Biz de sakız gibi çiğnenen, bilimde ilerleme kaydederek sağlarız lafını göremedim, bu ülkelerin ilerlemesi tamamıyla sanayi üretim gücüne bağlı. Nasıl ki şehrin her yerini metro ağıyla örmüşler, arıtım tesisleri de bilimden önce sanayi üretim gücüyle sağlanmış. Bizim Üniversitelerimiz, bilim adamlarımız önemli olduklarını düşüne dursunlar, eğer biz üretim gücümüzü 5-10 kat kadar büyük oranlarda arttıramazsak bilim adamlarımızın ve üst düzey yöneticilerimizin çocukları dahi zengin ülkelerdeki teknolojiye ve arıtımın yüksekliğine hayran hayran baka kalacaklardır.

14- Uygulanabilme :

Yeni bir şey duydum, yeni bir şey öğrendim : Bir öğrencimiz tanık olmuş; bir fabrikada, arıtma tesisini yapan firma fabrika sorumlusuna güzel bir fikir vermiş. Arıtma sorumlusu “çamurumuzu ne yapacağız” diye sorunca; firmadaki mühendis, “Bir gün son çökeltim havuzuna doldurursunuz, kanalımız tıkandı diyerek Belediye vidanjörüne haber verirsiniz” demiş. Böylece emek ve para sarfettiğiniz arıtma artığı çamur zahmetsiz ve kolay bir yol ile denizlere ve yediğimiz balıklara ulaşabilir.

Sonuç olarak, AB’ye uyum için birçok yönetmelik hazırlayan Bakanlığımıza ve il teşkilatlarına daha çok iş düşüyor. Yönetmelikleri çıkarmak da zor bir çalışmadır ama bunları uygulayabilmek, halka benimsetmek, denetlemesine yapabilmek, bilinçlendirme ve ceza sistemini ülkenin gerçeklerine göre dengelemek, bunlar çok daha önemli konular.

15- Developing Countries : Turkey, Ürdün, etc.

(Başlığı görenler dille ilgili ukalalık yaptığımı zannedebilir, hayır kasti olarak yazdım. Türkiye'de araştırmaların sadece İngilizce makaleler ile yayınlanmasını zorunlu koşan hocalarımız dili bu hale getirtiyor)

Genelde hep Batı kitapları ile eğitildiğimiz için developing countryleri bilmeyiz, öğrenmeye de çalışmayız (bu grupta yer alan kendi ülkemizi de)

Fırsat oldu, Ürdün'ü gezdik. İşte öğrendiklerimiz :

Jordan is a country of 5.5 million inhabitants in which 60% of the population are served by 19 domestic sewage treatment plants distributed all over the country (WAJ,2002). Activated sludge treatment systems constitute 47% of the available technologies, while 26% of the plants use trickling filters and the other 26% depend on waste stabilization ponds (WAJ, 2002).

Energy consumption in activated sludge systems in Jordan range between 2.1-2.3 kWhr/m3 of treated wastewater (WAJ, 2000) compared with 0.77 kWhr/m3 of wastewater treated in Japan (Hu et al., 2000).

Peki arıtım verimleri nasıl? Kağıt üzerinde iyi gösterebiliyorlar fakat bizdeki gibi arıtma çamurunu hiç bir tedbir almadan open dumping ettiklerini gizle(ye)miyorlar. Peki, bizdeki gibi, çamurlardan çevreye su sızıyor ise neyi niçin yaptınız, neyi arıttınız? İşte size cevaplamanız için güzel sorular.

Yapılan bizdeki gibi Batıyı kopya (etmek) edememek (daha doğrusu). Atasözü vardır, AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT. Bizdeki gibi onların da üst düzey yöneticileri Batılı ülkeleri görünce, "biz de bunlar gibi yapmalıyız" diyor ve kısıtlı ülke gelirlerini göz boyayacak birkaç tesis için harcıyorlar ama ya düzgün yapamıyorlar yada düzgün işletemiyorlar. Sonuçta ineklerin otladığı havalimanları veya sazların yeşerdiği Kağıthane su arıtma tesisleri ortaya çıkıyor. Bu da ülkeye çifte zarar veriyor; hem mevcut kaynaklar harcanıp geleceğe para kalmıyor hem de yapılan tesisler çöpe gidiyor.

Gelecek nesilde de Batıya özenmeye devam...


Sıralama dışı bir madde :

Bizim yöneticilerimiz ve sanayicilerimiz “Ülkemiz hızla ilerliyor, bakın tekstil sektöründe nasıl ilerledik” derler. Oysa gayet normal bir süreç olarak sanayileşmiş ülkeler artık teknolojik sektörlerde çalışıp, kirlilik çıkaran sektörleri gelişmekte olan ülkelere bırakmaktadırlar. Bir bilgisayar parası ile kilolarca tekstil eşyası alabilirsiniz. Tabii ki biz de bu süreçten geçmek zorundayız. Bizim burada yapacağımız bu sektörlerde daha önce elde edilen gelişmiş bilgileri alıp ülkemizde uygulamaktır.